Seconde/Seconde Kimdir? Saat Tasarımı ve Mizah Üzerine Röportaj | Bersenti

Seconde/Seconde Röportajı: Saatlere Mizah, İroni ve Yaratıcı Müdahale Üzerine

Saat dünyasının en özgün isimlerinden biri olan Seconde/Seconde, klasik saatçiliğin ciddiyetine karşı çıkmaktan çok, o ciddiyetin içindeki boşlukları zeka, ironi ve yaratıcı dokunuşlarla yeniden yorumlamasıyla tanınıyor. Vintage saatlerde saniye kolu değiştirerek başlayan bu yolculuk, bugün saat tasarımına bambaşka bir bakış açısı kazandıran güçlü bir kimliğe dönüşmüş durumda. Bu röportajda Seconde/Seconde ile isminin arkasındaki hikayeyi, saatçiliğe yaklaşımını, iş birliklerinde onu en çok zorlayan noktaları ve twist anlayışının sınırlarını konuştuk.

Soru: “Seconde/Seconde” ismi nereden geliyor? Seconde/Seconde kimdir ve bu kimlik üzerinden anlatmaya çalıştığınız hikâye nedir?
Bir isim ya da logonun ortaya çıkışı her zaman rasyonel ve irrasyonel unsurların, resmi ve gayriresmî ilhamların bir karışımıdır…

Ben seconde/seconde/ yolculuğuna vintage saatlerin saniye kollarını değiştirerek başladım. Yani aslında saate “alternatif bir saniye kolu” takıyordum; bir bakıma “ikinci bir saniye kolu”, yani “second second” gibi. İsmin ana çıkış noktası büyük ölçüde buydu.

Bunun ötesinde, bu isimde bir tür ikinci olanlara da övgü buldum… yani “birinci” olmayanlara. Sürekli kazananları kutlamak yerine, kendimi ikincilikte kalan biri, muhtemelen asla kazanamayacak ama yine de “muhteşem kaybeden” konumunun peşinden gidebilecek biri olarak sunma fikri hoşuma gitti.

Soru: Saat dünyası bazen gereğinden fazla ciddi olabiliyor. Buna karşı çıkmaya ne zaman karar verdiniz ve neden?
Ben saatçiliğin ciddiyetini her zaman sevdim, hala da seviyorum. Hiçbir zaman “saatçiliği daha az ciddi hale getirelim” gibi bir yaklaşım savunmadım. Bence bu konuda sık sık bir yanlış anlama oluyor.

Bence saatçilik sahip olduğu prestiji sonuna kadar hak ediyor. Bu bir sanat; zarif, karmaşık, katmanlı ve kendine özgü bir hiyerarşisi var. Zaten tam da bu kadar yüksek bir yere konulduğu, bu kadar saygı gördüğü için; zaman zaman küçük sapmalara, ironik dokunuşlara da alan açıyor.

Bu biraz krallar ile saray soytarıları arasındaki klasik ilişki gibi. Bazen biri diğerine faydalı olur.

Soru: Uzakten bakınca insanlara anında “Bu kesin Seconde/Seconde” dedirten üç imza nedir?
(Piksel dili, kelime oyunları, el/kol mizahı vb.)
Hemen tanınabilir olmanın avantajı, bir tür marka yaratmasıdır. Ama ben bir marka değilim; ben sadece bir twister’ım. Ve eğer hep aynı şekilde, hep tanınabilir biçimde twist yaparsam bunun büyük bir riski var: öngörülebilir, hatta sıkıcı olmak.

Bu yüzden hiçbir zaman hep aynı numaralara yaslanmak istemedim. Bu, stilimi bazen tekrar etmediğim anlamına gelmiyor ama insanları şaşırtmaya devam etmek benim için çok önemli… Gerekirse ilk bakışta tanınmama pahasına bile.

Soru: İlk eskizden prototipe, oradan üretim onayına giden süreçte en çok nerede çatışma yaşıyorsunuz?
(Renk, baskı, kadran dokusu, akrep-yelkovan okunabilirliği vb.)
Hiçbir proje birbirine benzemez. Bir iş birliğini hayata geçirmek çok ama çok fazla aşama içeriyor. Bazen her şey son derece akıcı ilerliyor; bazense süreç daha karmaşık oluyor.

Zaman zaman sinir bozucu ve belirsiz olabiliyor ama işin baharatı da tam olarak bu; yaptığım şeyin özü de bu. Belirsizlik hem bir zehir hem de bir heyecan kaynağı. Bunun tamamını kabullenmem gerekiyor.

Soru: Pop kültür referansları söz konusu olduğunda (ikonlar, video oyunu estetiği vb.) asla girmediğiniz bir alan var mı? Neden?
Aslında benim için kesin yasak bölgeler yok. Özellikle bir projenin başında, ihtimalleri olabildiğince açmak gerekir. Sonrasında mesele hassasiyet meselesine dönüşüyor; yani benim hassasiyetimle ilgili bir şeye.

Tarih boyunca saatler, insan ruhunun birçok yönünü ifade eden bir araç oldu: yeniliğe duyulan hayranlık, bilime ilgi, sanata yönelim, lüks tutkusu, ölüm fikri, hatta erotik saatler üzerinden cinsellik bile… Saatler birer tuvaldir…

Soru: İyi bir iş birliği için vazgeçilmez olan şey nedir: yaratıcı kontrol mü, üretim kalitesi mi, yoksa dağıtım gücü mü?
Benim için asıl vazgeçilmez olan önce kendime şu soruyu sormak: “Tamam, bu fikri dün buldum. Bugün hala gerçekten seviyor muyum?” Eğer cevap evetse, geri kalan her şey konuşulabilir, rafine edilebilir, ayarlanabilir…

Soru: Sizi en çok zorlayan iş birliği hangisiydi ve neden?
(Teknik limitler / kurumsal onay süreçleri / topluluk baskısı vb.)
Buna gerçekten net bir cevap veremem… Çünkü her seferinde farklı oluyor. Bazen haftalarca uğraştıktan sonra hiçbir şey bulamıyorum. Bazen de marka ile benim estetik anlayışımın çatışması, ortak bir noktada buluşmayı zorlaştırıyor… Her projenin kendine özgü zorlukları var.

Soru: Gerçekten ikonik bir modeli diyelim klasik bir dress watch’u mümkün olan en minimal müdahaleyle dönüştürme şansınız olsa bunu yapar mıydınız? Nasıl görünürdü?
İlk bakışta en az “twistlenebilir” görünen şeyleri twist etme fikri hoşuma gidiyor. Sınırı aşmakta çok insani, hatta biraz çocuksu bir taraf var. O yüzden evet, yapardım. Nasıl görünürdü? Hiçbir fikrim yok! Güçlü bir fikri anında bulmak imkansızdır. İyi fikir genelde sakinlik ve zaman ister. 😉

Bununla birlikte, eğer söz konusu olan tarihsel önemi gerçekten büyük olan benzersiz bir parça ise, o zaman bu benim gözümde “gereksiz provokasyon” kategorisine girerdi ve yapmazdım.

Var olan bir saate müdahale ettiğim için suçluluk hissetmiyorum; aynı şekilde orijinal tasarıma saygısızlık yaptığımı da düşünmüyorum. Hele ki dünyada ondan yüzlerce başka örneğin dokunulmadan durduğunu biliyorsam.

Ayrıca bence en iyi twist’in mutlaka en ikonik saat üzerinde yapılması gerektiğini düşünmek de hata. Bazen en havalı fikirler, daha sıradan ve mütevazı saatlere çok daha iyi oturabiliyor.

Soru: Bu röportajı okuyan birine gidip şu üç referansı inceleyin deseydiniz, neleri seçerdiniz?
(Bir kitap, bir sanatçı, bir oyun, bir tasarım akımı vb.)
Tasarım, sanat ya da benzeri alanlarda çok geniş bir arka plana sahip değilim. İnsanlara tavsiye verecek kadar yeterli bilgiye ya da konuma sahip olduğumu hiç düşünmedim. O yüzden benim söyleyeceğim şey daha çok şu olurdu: Telefonunu bir kenara bırak ve mahallendeki kitapçıya git. Orada merakını besleyecek ya da onu ateşleyecek bir şey mutlaka bulursun.

Soru: Son olarak, Bersenti kitlesi için: İlk alınması gereken Seconde/Seconde parçası hangisi olurdu? 🙂 Neden?
Ben hiçbir zaman kimseye bir şey satın almasını önermem; çünkü kendimi iyi bir satışçı olarak görmüyorum.

Seconde x Seconde Instagram hesabı: https://www.instagram.com/secondeseconde/

Sponsorlu içerik değildir. Haber niteliği taşımaktadır.

Berk Öztoprak

Berk Öztoprak

Ben Berk Öztoprak, 12 yıldan fazladır dijital sektörde çalışıyorum. Bu dijital deneyimlerimle beraber en sevdiğim hobim olan mekanik saatler, X(Twitter)'te başladığım saat haberleri serüvenim artık bir medyaya dönüşsün istedim. Artık bütün sosyal mecralar ve Bersenti'de yazıyorum.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.

Are you human? Please solve:Captcha


Bu Yazıları Kaçırma

Kadranı 10:10'u gösteren Rolex kol saati yakın çekim görünümü

Saatler Neden 10:10’u Gösterir? Reklamlardaki Kadran Sırrı

Saatler neden 10:10’u gösterir? 10:10’un kadran kompozisyonu, logo görünürlüğü, psikolojik
F.P. Journe

Zanaatkarın Vizyonu: François-Paul Journe(F.P. Journe)’nin Doğuşu

F.P. Journe markasının kalbinde, markayla aynı adı taşıyan saat ustası