Istanbul Watch Festival 10-11 Ekim’de Kadıköy’de Başlıyor
Türk Saat Kulübü’nün düzenlediği Istanbul Watch Festival, 10 ve 11 Ekim 2026’da QNB Terminal Kadıköy Platform’da yapılacak. Resmi internet sitesinde 9 Ekim itibarıyla 20 marka listeleniyor. Festival her iki gün de 10.00 ile 20.00 arasında açık olacak. Katılım ücretsiz, ancak giriş için dijital davetiye gerekiyor.
Programın ayırt edici yönü, saatleri vitrin nesnesi olarak göstermekle yetinmemesi. Landeron, Miyota, Citizen Series 8 ve Baumatic mekanizmalarına ayrılan atölyeler, koleksiyoner söyleşileri ve Türkiye’deki saat sektörünü konuşan oturumlar aynı takvimde yer alıyor. Organizasyon ayrıca katılımcı markaların alanda saat satışı yapmayacağını açıkça belirtiyor.
Satış fuarı yerine saat kültürü buluşması
Türkiye’deki saat etkinlikleri çoğu zaman mağaza daveti, yeni model lansmanı ya da kapalı koleksiyoner toplantısı biçiminde düzenleniyor. Istanbul Watch Festival bunların arasına daha açık bir format yerleştiriyor. Bir yanda farklı fiyat ve üretim ölçeklerindeki markalar, diğer yanda mekanizmayı söküp anlamaya ayrılmış küçük kapasiteli atölyeler var. Bu yapı, saate ürün kadar teknik ve kültürel bir nesne olarak da bakılmasını sağlıyor.
Markaların festival alanında satış yapmaması bu tercihin somut sonucu. Ziyaretçi, modeli satın alma baskısı olmadan inceleyebiliyor ve markaların temsilcileriyle konuşabiliyor. Fakat ücretsiz giriş sınırsız değil. Festivalin resmi sitesi 9 Ekim’de davetiyelerin dolduğunu gösteriyor. Sık sorulan sorular bölümünde sınırlı kontenjanların zaman zaman yeniden açılabileceği, bunun için internet sitesi ile sosyal medya hesaplarının izlenmesi gerektiği yazıyor.
Resmi listede 20 marka var
Katılımcı listesi Alpina, Baume & Mercier, Bremont, Bulova, Casio, Cimier, Citizen, Doxa, Edifice, Fukushima, G-Shock, Herbelin, Junghans, Lebois & Co, LIP, March LA.B, NOMOS, Quantum, Tutima ve Wainer’dan oluşuyor. Liste tek bir ülkeye veya saatçilik anlayışına dayanmıyor. İsviçre mekanik saatçiliği, Alman tasarımı, Fransız markaları ve Japon elektronik ile mekanik üretimi aynı salonda görülebilecek.
Casio, G-Shock ve Edifice aynı üretici grubunun farklı tasarım ve kullanım alanlarını temsil ederken Citizen, mekanizma atölyeleriyle programın teknik tarafına da katılıyor. NOMOS ve Tutima, Glashütte merkezli Alman saatçiliğinin iki ayrı yorumunu taşıyor. Doxa’nın dalış saatleri, Bremont’un araç saati yaklaşımı ve March LA.B’nin tasarım odaklı koleksiyonları arasındaki mesafe de festivalin karşılaştırma imkanı veren tarafı. Resmi sitedeki liste güncellenebileceği için katılımcı durumu ziyaret öncesinde yeniden kontrol edilmeli.

Atölyeler programın teknik omurgasını kuruyor
10 Ekim programında Japon saatçiliğinin tarihi üzerine bir atölye ile Landeron, Miyota ve Citizen Series 8 otomatik mekanizmalarına ayrılan oturumlar bulunuyor. Baume & Mercier de İngilizce düzenlenecek Baumatic mekanizma atölyesiyle programa katılıyor. 11 Ekim’de Landeron, Miyota, Citizen Series 8 ve Baumatic oturumları yineleniyor. Japon saatçiliği atölyesi de ikinci gün yeniden yapılacak.
Bu başlıkların aynı programda olması önemli. Miyota, geniş bir marka ekosisteminde kullanılan endüstriyel otomatik kalibreleriyle bilinirken Baumatic daha uzun güç rezervi ve marka içi mekanizma geliştirme yaklaşımını temsil ediyor. Landeron adı ise İsviçre kronograf tarihindeki yeriyle tanınıyor. Festival, bu isimleri bir katalog satırından çıkarıp mekanizmanın parçaları, mimarisi ve çalışma mantığı üzerinden konuşma fırsatı veriyor.
Atölyelerin çoğu 25 kişiyle sınırlı. Bazı oturumlar özel davetle, bazıları ayrı rezervasyonla yürütülüyor. Organizasyonun kuralına göre bir katılımcı yalnızca bir seansa kayıt yaptırabiliyor. Bu sınırlama programın dar kapasitesini adil dağıtmayı amaçlıyor, fakat genel festival davetiyesi bir atölyede otomatik olarak yer garantisi vermiyor.
Söyleşiler koleksiyonerlikten sektörün yapısına uzanıyor
İlk gün Kadın Saatlerinin Hikayesi başlıklı oturumda Mert Kalafat, Gamze Aybar ve Duygu Özbaş yer alıyor. Serdar Oal’ın Sinem Sak’ı ağırladığı Lükse Yolculuk ile Eyüp Soyel’in Saatler ve Stiller buluşması da 10 Ekim programında. Bu oturumlar, saatin yalnızca mekanik tarafını değil, kimlik, stil ve tüketim kültürü içindeki yerini tartışmaya açıyor.
11 Ekim’de Mert Kalafat, Somer Sivrioğlu ile bir koleksiyonerin hikayesini konuşacak. Horobox ekibinden Doruk Çelebi ve Burak Bayram’ın Pop Horoquiz oturumu, Serdar Oal ile Özge Dinç’in dijital medyayı ele aldığı söyleşi ve Burak Bayram ile Mahmut Arıkan’ın Konyalı Saat’in perspektifinden Türkiye’deki saat sektörünü değerlendireceği buluşma programı tamamlıyor. Koleksiyoner, perakendeci ve yayıncı bakışlarının yan yana gelmesi, yerel saat çevresinin nasıl oluştuğunu görmek için markaların ürün sunumlarından daha açıklayıcı olabilir.
Mekan, saatler ve giriş koşulları
Festival, Zühtüpaşa Mahallesi Fahrettin Kerim Gökay Caddesi No: 8, Kadıköy adresindeki QNB Terminal Kadıköy Platform’da düzenleniyor. Mekanın otoparkı bulunuyor. Kapılar iki gün de saat 10.00’da açılıyor ve program 20.00’de sona eriyor. Etkinlik akışı değişebileceği için özellikle atölye ve söyleşi saatlerinin resmi programdan kontrol edilmesi gerekiyor.
Katılım için dijital davetiye isteniyor ve resmi sitedeki mevcut kayıt ekranı kapasitenin dolduğunu bildiriyor. Ziyaretçilerden davetiyelerini girişte göstermeleri bekleniyor. Etkinlik 18 yaş ve üzerindeki katılımcılara açık. 18 yaş altındakiler ancak ebeveyn ya da yasal vasileriyle alana girebiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor.
İki günün ortak konusu
Istanbul Watch Festival’in programı, Türkiye’de büyüyen saat ilgisinin artık yalnızca yeni model satın almakla açıklanamayacağını gösteriyor. Bir mekanizmanın nasıl çalıştığını görmek, başka koleksiyonerlerin seçimlerini dinlemek ve markaları aynı fiziksel ortamda karşılaştırmak bu ilginin farklı katmanları. Satışın program dışına çıkarılması da dikkati fiyat etiketinden önce nesnenin kendisine yöneltiyor.
Resmi katılımcı listesi büyük gruplarla bağımsız markaları, kuvars üreticileriyle geleneksel mekanik saatçiliği aynı etkinlikte buluşturuyor. Programın en güçlü tarafı bu çeşitliliği söyleşi ve atölyelerle desteklemesi. Davetiyelerin dolmuş olması erişimi sınırlandırıyor, ancak aynı zamanda İstanbul’da saat odaklı, kamusal bir buluşmaya yönelik talebin görünür bir işareti.