Saat & Saat’in ev sahipliğinde düzenlenen Raymond Weil 50. yıl etkinliğinde, İsviçreli saat markasının geçmişten günümüze uzanan tasarım anlayışını, güncel modellerini ve gelecek vizyonunu yakından inceleme fırsatı bulduk. Raymond Weil’in dünya genelinde gerçekleştirdiği Legacy Tour’un İstanbul ayağı olan etkinliğe, markanın CEO’su ve üçüncü kuşak temsilcisi Elie Bernheim da katıldı.

Etkinlik boyunca Raymond Weil’in 50 yıllık tarihine yön veren modeller sergilenirken markanın müzik, sanat ve bağımsız saatçilikle kurduğu ilişki de anlatıldı. Etkinliğin öne çıkan bölümlerinden biri ise Elie Bernheim’ın Raymond Weil’in geçmişi, bugünkü konumu ve yeni dönem hedefleri hakkında paylaştığı bilgilerdi.

Raymond Weil’in 50 yıllık tarihi

Raymond Weil, 1976 yılında Cenevre’de, İsviçre saat endüstrisinin kuvars krizinin etkileriyle mücadele ettiği bir dönemde kuruldu. Kurucu Raymond Weil’in sektördeki belirsizliklere rağmen 50 yaşında kendi markasını hayata geçirmesi, şirketin bağımsız karakterinin temelini oluşturdu. Bugün Raymond Weil, hâlâ aile yönetiminde faaliyet gösteren bağımsız İsviçre saat markalarından biri olmayı sürdürüyor.

Markanın kimliğini benzer fiyat segmentindeki birçok İsviçreli üreticiden ayıran en önemli unsur ise müzik ve sahne sanatlarıyla kurduğu uzun soluklu ilişki. Amadeus, Parsifal, Tango, Toccata, Maestro ve Freelancer gibi koleksiyon isimleri, Raymond Weil’in sanatı yalnızca dönemsel bir iletişim çalışması olarak değil, marka kimliğinin kalıcı bir parçası olarak gördüğünü gösteriyor.

Raymond Weil CEO’su Elie Bernheim kimdir?

Raymond Weil’in günümüzdeki CEO’su Elie Bernheim, markanın kurucusu Raymond Weil’in torunu ve aile şirketinin üçüncü kuşak temsilcisi. Lozan Otelcilik Okulu’ndan mezun olduktan sonra 2006 yılında şirkete katılan Bernheim, 2014 yılında CEO’luk görevini babası Olivier Bernheim’dan devraldı.

Elie Bernheim döneminde Raymond Weil, klasik ve erişilebilir İsviçre saati kimliğini korurken tasarım ve koleksiyon tarafında daha belirgin bir dönüşüm yaşamaya başladı. Özellikle Millésime, Toccata Heritage ve A.R.T. gibi son dönem koleksiyonları, markanın arşivinden beslenen dress watch tasarımlarıyla çağdaş sport-chic modeller arasında yeni bir denge kurmaya çalıştığını gösteriyor.

Etkinlikte dikkatimi çeken model: Millésime Small Seconds Tuxedo

Raymond Weil koleksiyonlarını incelediğimde en çok dikkatimi çeken saat, bordo ve açık gri Tuxedo kadranlı Millésime Small Seconds oldu. Bersenti’nin de marka rengi olan bordo tonunun açık gri yüzeylerle oluşturduğu kontrast, saatin klasik tasarımını daha karakterli hâle getiriyor.

39 mm çelik kasaya sahip modelde küçük saniye göstergesi saat 6 yönünde konumlandırılmış. Art Deco estetiğinden ilham alan iki renkli sektör kadranı ve kubbeli safir camı, saatin vintage görünümünü destekliyor. Tuxedo kadranın gösterişli olmadan dikkat çekmesi, modeli hem klasik giyimle hem de daha günlük kombinlerle kullanılabilecek dengeli bir dress watch hâline getiriyor.

Millésime koleksiyonunun Raymond Weil açısından ayrıca önemli bir yeri bulunuyor. Koleksiyonun Small Seconds modeli, 2023 yılında saat dünyasının önemli ödül organizasyonlarından Grand Prix d’Horlogerie de Genève’de Challenge Watch Prize ödülünü kazandı. Bu ödül, Raymond Weil’in son yıllarda koleksiyonerlerin ve saat meraklılarının radarına yeniden girmesini sağlayan önemli gelişmelerden biri oldu.

Toccata Heritage: Raymond Weil’in dress watch yorumu

Raymond Weil genel olarak sade, ölçülü ve zamansız tasarımlarla öne çıkan bir marka. 2025 yılında tanıtılan Toccata Heritage koleksiyonu da bu yaklaşımın en güncel örneklerinden biri.

Oval kasa formuna sahip Toccata Heritage, markanın geçmiş tasarımlarını günümüz ölçüleri ve detaylarıyla yeniden yorumluyor. Mekanik ve quartz seçeneklerle sunulan koleksiyon; temiz kadran düzeni, ince profili ve klasik oranlarıyla tam anlamıyla bir dress watch karakteri taşıyor. Toccata adı da İtalyancada “dokunmak” anlamına gelen toccare kelimesinden geliyor ve klasik müzikte teknik ustalığı öne çıkaran bir beste türünü ifade ediyor.

Toccata Heritage’ın en güçlü yanı, saate uzaktan bakıldığında dahi anlaşılabilen oval kasa silüeti. Koleksiyon karmaşık kadran detaylarına veya dikkat çekici komplikasyonlara ihtiyaç duymadan oranları ve kasa formuyla kendi kimliğini oluşturuyor.

Raymond Weil A.R.T. Collection ve entegre bilezik yaklaşımı

Dress watch modellerinin dışında etkinlikte dikkat çeken bir diğer seri, Haziran 2026’da tanıtılan Raymond Weil A.R.T. Collection oldu. A.R.T., Raymond Weil tarihindeki ilk entegre bilezikli saat koleksiyonu olması nedeniyle marka açısından önemli bir yenilik taşıyor.

Koleksiyonun 38 mm otomatik ve 30 mm quartz seçenekleri bulunuyor. Kasadan bileziğe kesintisiz biçimde devam eden çizgiler, H biçimli baklalar, parlatılmış pahlar ve farklı yüzey işlemleri saate modern bir sport-chic görünüm kazandırıyor. Entegre bilezikli saatlerin son yıllarda yeniden popüler hâle geldiği düşünüldüğünde A.R.T., Raymond Weil’in güncel tasarım eğilimlerine verdiği doğrudan bir cevap olarak değerlendirilebilir.

A.R.T. Collection genel olarak bilekte dengeli ve başarılı görünüyor. Bununla birlikte kadran tarafında daha belirgin bir doku, desen veya Raymond Weil’in müzikle ilişkisini hatırlatacak özgün bir detay kullanılması, koleksiyonu rakiplerinden daha net biçimde ayırabilirdi. Entegre bilezikli saat segmentindeki alternatifler arttıkça yalnızca kasa ve bilezik tasarımı değil, kadrandaki görsel kimlik de koleksiyonların konuşulmasında önemli rol oynuyor.

Raymond Weil’in ilerleyen dönemlerde A.R.T. Collection içerisinde farklı kadran dokularına, daha iddialı renklere veya sanat iş birliklerine yer vermesi serinin potansiyelini artırabilir.

Raymond Weil’in yeni dönem yönü

Saat & Saat tarafından düzenlenen Raymond Weil etkinliği, markanın yalnızca geçmişini kutlayan bir buluşma değildi. Millésime ile güçlenen vintage saatçilik yaklaşımı, Toccata Heritage’ın sade dress watch çizgisi ve A.R.T. Collection’ın çağdaş entegre bilezik tasarımı, Raymond Weil’in gelecek dönem stratejisi hakkında da önemli ipuçları veriyor.

Bana göre markanın en güçlü tarafı, geçmişini birebir tekrar etmek yerine farklı koleksiyonlarda yeniden yorumlaması. Raymond Weil’in bundan sonraki adımı ise bu sade ve dengeli tasarım anlayışını daha özgün kadranlar, güçlü hikâyeler ve markaya özgü detaylarla desteklemek olmalı.

Etkinlik için Saat ve Saat’e, davetiye için de Watchmania’ya teşekkür ederim.

Sponsorlu içerik değildir. Davet üzerine yazılmıştır.

Sponsorlu içerik değildir. Haber niteliği taşımaktadır.

Berk Öztoprak

Berk Öztoprak

Ben Berk Öztoprak, 12 yıldan fazladır dijital sektörde çalışıyorum. Bu dijital deneyimlerimle beraber en sevdiğim hobim olan mekanik saatler, X(Twitter)'te başladığım saat haberleri serüvenim artık bir medyaya dönüşsün istedim. Artık bütün sosyal mecralar ve Bersenti'de yazıyorum.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.

Are you human? Please solve:Captcha


Bu Yazıları Kaçırma

Fam Al Hut Mobius saat modeli detaylı inceleme görseli

Fam Al Hut Möbius İncelemesi: Bi-Axis Tourbillon Saat

Fam Al Hut Möbius; M-01T manuel mekanizma, bi-axis tourbillon, double
Rolex Space-Dweller kadranının yakın çekim detay görünümü

Rolex Space-Dweller

Rolex Space-Dweller modelini hiç duymuş muydunuz? 1960’lar, insanlığın sınırlarını zorladığı