Greubel Forsey, modern yüksek saatçiliğin en ayrıksı seslerinden biri. Marka, bir yandan mekanik sınırları zorlayan “invention” yaklaşımını sürdürürken, diğer yandan Hand Made 2 gibi saatlerle el işçiliğinin anlamını yeniden tanımlıyor. Resmi anlatımında Greubel Forsey, yeniliği kendi başına bir amaç olarak değil; kronometrik performansı, mekanik verimliliği ve ifade gücünü ileri taşıyan bir araç olarak konumluyor. Hand Made çizgisi ise bu yaklaşımın en saf karşılığı olarak öne çıkıyor.
Aşağıdaki röportajda Greubel Forsey; yeni bir saatin nasıl doğduğunu, yaratıcı kararların nasıl alındığını, Hand Made 2’nin neden bir manifesto olarak okunabileceğini ve bugünün koleksiyonerinin on yıl öncesine göre nasıl değiştiğini anlatıyor.
O zaman röportaj başlasın;
Yeni bir Greubel Forsey saatinin geliştirilmesine başlamadan önce sorduğunuz ilk soru gerçekten nedir?
Her şey, görünüşte neredeyse basit sayılabilecek bir soruyla başlar: “Ya şunu yapabilseydik…?” Bizim için başlangıç noktası her zaman budur. Bu hiçbir zaman bir pazar talebine cevap vermekle ilgili değildir; daha çok yeni bir yol açmakla ilgilidir. Eğer o soru gerçek bir saatçilik gerekliliği taşımıyorsa teknik, estetik ya da felsefi anlamda peşinden gitmeye değmez.
Bugün şirket içinde yaratıcı kararlar nasıl alınıyor: bireysel vizyonla mı, yoksa kolektif bir masa etrafında mı?
Greubel Forsey’de yaratım, birey ile kolektif arasında sürekli bir diyalogdur. Bir fikir tek bir kişiden çıkabilir; ama ardından sorgulanır, rafine edilir, bazen hatta yeniden şekillendirilir. Doğru dengeye ulaşmak için bu fikir alışverişi vazgeçilmezdir.
Bugün zihninizi en çok meşgul eden teknik problem hangisi?
Sınırları zorlamaya devam ederken finisaj seviyemizden asla ödün vermemek. Tek başına inovasyon yeterli değil; gerçekten önemli olan, o inovasyonu tavizsiz bir uygulama seviyesine taşımak. Muhtemelen bugün karşı karşıya olduğumuz en zorlayıcı mesele bu denge.
Hand Made 2’yi yalnızca bir ürün olarak değil, bir manifesto olarak tanımlamak adil olur mu?
Evet, kesinlikle. Hand Made 2 yalnızca bir saat değil; bir duruş beyanı. Giderek daha fazla otomatikleşen bir dünyada, insan elini korumak için ne kadar ileri gitmeye hazır olduğumuz sorusunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda bizim şu inancımızı da somutlaştırıyor: Harcanan zamanın, hatta yavaşlığın kendisinin bile içkin bir değeri vardır.

Bugünün ultra-high-end koleksiyonerini, on yıl önceki koleksiyonerden ayıran en somut fark nedir?
Bugünün koleksiyonerleri son derece bilgili. Artık yalnızca nadirlik aramıyorlar; tutarlılık, derinlik ve sahicilik de istiyorlar. Sadece teknik detayları değil, nesnenin arkasındaki niyeti de anlıyorlar. Bu durumda kurulan ilişki daha entelektüel, neredeyse felsefi bir hale geliyor.
Türkiye gibi bilgili ama niş pazarlarda koleksiyonerlerle nasıl bir ilişki kurmayı umuyorsunuz?
Doğrudan ve anlamlı, karşılıklı alışverişe dayanan bir ilişki. Böyle pazarlarda zanaate ve mekaniğe karşı çoğu zaman derin bir hassasiyet bulunuyor. Biz burada yalnızca satış yapmak için değil, bir vizyon paylaşmak için varız. Bu karşılıklı anlayış oluştuğunda, ilişki de doğal olarak uzun ömürlü hale geliyor.

Başarıyı içeride gerçekten nasıl tanımlıyorsunuz?
Başarı sayılarla ölçülmez. Başarı; gelişmeye devam ederken kim olduğumuza sadık kalabilme becerimizdir. Bugün ürettiğimiz şey 50 ya da 100 yıl sonra hala anlam taşıyorsa, o zaman gerçekten başarılı olmuşuz demektir.
Yılda yaklaşık 200 parçada kalmak Greubel Forsey için neden doğru stratejik seviye?
Çünkü ancak bu seviye, her bir saatte mutlak bütünlüğü garanti etmemize imkân tanıyor. Bunun ötesine geçtiğimizde bizi tanımlayan şeyi kaybetme riski doğar: her saate ayrılan zaman, detaylara gösterilen dikkat ve araştırma ile inovasyon özgürlüğü. Bu bir sınırlama değil; bilinçli bir tercih.
Greubel Forsey’nin on yıl sonra nasıl hatırlanmasını isterdiniz?
Evrilmeye devam ederken inançlarına sadık kalmış bir maison olarak. Eğer saatçiliğe anlamlı bir katkı sunmuş ve bunu yaparken bütünlüğünden asla ödün vermemiş bir marka olarak hatırlanırsak, bizim için en önemli olan bu olur.
10 temel icat ve 70’i aşkın patentten sonra, sıradaki büyük sıçrama tamamen yeni bir komplikasyondan mı gelecek, yoksa mevcut prensipleri daha kompakt ve daha rafine hale getirmekten mi?
Bence her iki yönden de gelecek. Gerçek ilerleme her zaman tamamen yeni bir şey yaratmak anlamına gelmez; bazen daha derine inmek, var olanı rafine etmek, sadeleştirmek ve mükemmelleştirmek anlamına da gelir. Bizim seviyemizde inovasyon, en az icadın kendisi kadar açıklık ve ustalıkla da ilgilidir.
Kapanış paragrafı
Bu röportajın en güçlü tarafı, Greubel Forsey’nin saatçiliği yalnızca teknik bir alan olarak değil, aynı zamanda düşünsel ve kültürel bir zemin olarak okuması. Hand Made 2 bu yüzden yalnızca yüksek işçilikli bir saat değil; hız, ölçek ve otomasyon çağında “değer” kavramının ne anlama geldiğine dair net bir cevap.