Model İncelemeleri 7 dk okuma

Vacheron Constantin Tribute to the Animal Kingdom Koleksiyonu: Kadranın 4 Milimetresine Sığan Altı Sanat

Yayımlandı
Vacheron Constantin Tribute to the Animal Kingdom Koleksiyonu
Vacheron Constantin Tribute to the Animal Kingdom Koleksiyonu

Vacheron Constantin’ın yeni Tribute to the Animal Kingdom serisine uzaktan bakıldığında hikâye basit görünebilir: altı hayvan, altı gösterişli Métiers d’Art saat. Fakat koleksiyonun gerçekten ilginç tarafı hayvanlar değil. Kuş tüyü işçiliği, cam heykel, origami, nakış, kâğıt heykel ve ahşap kakma gibi saatçilik için tasarlanmamış disiplinlerin bir kol saatinin fiziksel sınırları içine zorlanması.

Bu sınır oldukça somut. 42 mm’lik kasada, kadran yüzeyi ile safir kristal arasında sanatçıların kullanabileceği yükseklik en fazla 4 mm. Yani Vacheron Constantin Métiers d’Art bu kez geleneksel saat dekorasyonunu sergilemek yerine başka disiplinlere şu soruyu yöneltiyor: Yaptığınız işi küçültmek yetmezse, onu bir saate dönüşecek şekilde yeniden icat edebilir misiniz?

Ortaya çıkan altı konsept saat, bana göre bu nedenle bir “hayvanlar âlemi koleksiyonu” olmaktan çok bir miniaturizasyon deneyi.

Métiers d’Art için alışılmadık bir başlangıç noktası

Vacheron Constantin’ın sanat zanaatlarıyla ilişkisi yeni değil. Gravür, guilloché, mine ve taş işçiliği uzun süredir Métiers d’Art koleksiyonlarının temel araçları arasında. The Legend of the Chinese Zodiac gibi modellerde hayvan figürleri de daha önce defalarca kullanıldı. Örneğin yakın dönem Year of the Snake modellerinde el gravürü altın yılan, opak minyatür mineyle hazırlanan bitkisel bir sahnenin üzerine yerleştiriliyor.

Tribute to the Animal Kingdom’ı farklılaştıran şey bu yüzden “Vacheron Constantin ilk kez hayvan kullanıyor” değil. Tam tersine, marka bu kez bildiği dekoratif tekniklerden uzaklaşıyor.

“One of Not Many Crafts Programme” kapsamında altı bağımsız sanatçı davet edilmiş: Julien Vermeulen kuş tüyü işçiliğini, Simone Crestani cam heykeli, Anya Midori mikro origamiyi, Laura Baverstock altın nakışı, Marianne Guély kâğıt heykeli ve Anna Le Corno ahşap kakmayı saate uyarlıyor. Bu isimler ve eserler, 2026 Homo Faber kataloğunda da Vacheron Constantin ile birlikte kayıtlı.

Burada küçük ama önemli bir ayrım var. Sanatçılardan yalnızca daha küçük eserler yapmaları istenmemiş. Malzemenin ağırlığını, kalınlığını, montaj yöntemini ve bir mekanizmanın üzerinde nasıl yaşayacağını yeniden düşünmeleri gerekmiş.

Saatçilik devreye tam burada giriyor.

Calibre 2460 G4: Mekanizmanın görevi görünmemek

Koleksiyonun merkezinde aslında 2005 yılında geliştirilen Vacheron Constantin Calibre 2460 G4 var.

Normal bir saatte merkezde akrep ve yelkovan bulunur. Bunların üzerinde dolaştığı indeksler ve dakika skalası da kadranın önemli bölümünü işgal eder. 2460 G4 ise saat, dakika, gün ve tarihi dört ayrı disk üzerinden, kadranın çevresindeki dört küçük açıklıktan gösteriyor.

Kullanıcı zamanı hâlâ okuyabiliyor fakat kadranın ortasında ibre kalmıyor.

Bu mimari tesadüfen Métiers d’Art saatlerine uygun hale bürünmemiş. Vacheron Constantin kendi tarihçesinde de 2460 G4’ün dört periferik gösterge sayesinde kadranın merkezini sanatçıya bıraktığını ve bu nedenle Métiers d’Art modellerinde sık kullanıldığını açıkça belirtiyor. Mekanizma 31 mm çapında, 4 Hz frekansta çalışıyor ve yaklaşık 40 saatlik güç rezervine sahip.

Kağıt üzerinde 40 saat bugün etkileyici bir güç rezervi değil. Fakat burada mekanizmanın başarısını güç rezervi üzerinden okumak biraz yanlış olur. 2460 G4’ün yaptığı önemli iş, saatin bilgi mimarisini yeniden düzenlemek.

Mekanizma zamanı kenarlara itiyor ki ortada bir sanatçı çalışabilsin.

Tribute to the Animal Kingdom’ın bütün fikri de bu boşluk sayesinde mümkün hale geliyor.

Altı saatin her biri başka bir fizik problemi

Feathersnake: Tüyden yapılmış yılan

Julien Vermeulen’in Feathersnake modeli, mikro plumasserie yani minyatür kuş tüyü işçiliği kullanıyor. Yılanın gövdesi yedi nadir Lophophore tüyünden çıkarılan 200’den fazla küçük parçadan oluşturulmuş. Tüylerin hacmini koruyabilmek için özel bir metal taşıyıcı geliştirilmiş ve kompozisyon kadranın yalnızca yaklaşık 3 mm üzerine yükseliyor.

Araştırma ve prototipleme dahil çalışma yaklaşık 250 saat sürmüş. Burada dekoratif değer kadar malzeme seçimi de ilginç: metal veya mine yerine doğal iridesansa sahip tüy kullanıldığı için yılanın rengi ışıkla birlikte gerçekten değişiyor.

Glassoctopus: 3,5 milimetrelik cam heykel

Simone Crestani’nin şeffaf ahtapotu daha da tuhaf bir mühendislik problemi yaratıyor.

Cam çubuklar eritiliyor, ardından bu proje için geliştirilen tungsten aletlerle biçimlendiriliyor. Fakat ortaya çıkan heykel kadranın üzerinde yalnızca yaklaşık 3,5 mm yükselebiliyor. Büyük bir cam heykelde belirli bir bölgeyi ısıtmak mümkünken birkaç milimetrelik objede ısı çok daha büyük bir risk oluşturuyor.

Projenin geliştirilmesi bir yıldan uzun sürmüş; prototiplerin her biri en az üç günlük çalışma gerektirmiş.

Camın burada sadece “farklı bir malzeme” olmaması hoşuma gidiyor. Şeffaflığı nedeniyle altındaki guilloché yüzeyi gösterirken aynı zamanda büken ve büyüten optik bir eleman gibi davranıyor.

Oraygami: Kâğıdın ağırlıksız görünmesi

Anya Midori’nin Oraygami çalışmasında elde renklendirilmiş Japon kâğıdından katlanan minyatür vatozlar, ince pirinç ayaklarla mavi el-guilloché kadranın üzerinde farklı yüksekliklere yerleştiriliyor.

Vatozların uzunlukları yaklaşık 5 ile 10 mm arasında. Katlama sırasında büyüteç yerine parmak uçları, tırnaklar ve kürdanın ucu kullanılmış. İlk örneklerde yalnızca tek bir formu katlamak altı saate kadar sürebiliyormuş; projenin geliştirme dönemi ise iki yılı aşmış.

Buradaki başarı origaminin küçüklüğünden çok, kâğıdın saat içinde geçic” görünmemesi. İnce pirinç taşıyıcılar vatozları tabandan kaldırdığı için kompozisyon, düz bir kolajdan çok su içinde hareket eden bir sürü etkisi yaratıyor.

Tigerbroidery: Bir kadranı gerçekten dikmek

Laura Baverstock’ın Tigerbroidery’si muhtemelen serinin teknik olarak en şaşırtıcı eserlerinden biri.

Kaplanın gövdesinde 9 ayar sarı ve beyaz altın nakış telleri kullanılıyor. Siyah çizgiler seramik kaplı tellerle oluşturulmuş. Kaplanın gözlerinde ise derinliği sağlayabilmek için on farklı ipek tonu kullanılmış.

Sorun şu: normal bir kadrana nakış yapılamaz.

Vacheron Constantin bunun için özel olarak delikli titanyum bir kadran plakası geliştirmiş. Böylece kumaş ve teller mekanizmayı etkilemeden doğrudan saat mimarisine bağlanabiliyor. Hazırlık, altlık oluşturma, telleri kesme ve kıvırma, nakış ve montaj birlikte yaklaşık 210 saat sürmüş.

“Sanat ile saatçilik buluşuyor” gibi klişe bir ifade genellikle pek bir şey anlatmaz. Burada ise fiziksel olarak doğru: sanat eserinin yaşayabilmesi için kadranın yapısı değişmek zorunda kalmış.

Papercroc ve Woodenwings: Değerli olmak için değerli malzeme şart mı?

Marianne Guély’nin Papercroc modeli koleksiyonun daha sessiz ama belki de en akıllıca işlerinden biri.

Timsah ve bitki örtüsü tamamen beyaz pamuklu kâğıttan oluşuyor. 250 ve 300 g/m² ağırlığındaki kâğıtlar kabartılıyor, lazerle kesiliyor ve katmanlar halinde elle birleştiriliyor. Timsah pullarını oluşturmak için oyulmuş pirinç kalıplar 60-70°C’ye kadar ısıtılıp kâğıda yüksek basınçla uygulanmış. Renk olmadığı için görüntüyü esas olarak gölge ve yüzey kabartısı oluşturuyor.

Anna Le Corno’nun Woodenwings’i ise 12 farklı ahşap türünü kullanarak üç boyutlu bir şahin meydana getiriyor. Arka plan için dairesel kakma, kuşun gövdesi için katmanlı ve şekillendirilmiş kakma, kanatlarda ise proje için geliştirilen “tüy tüy” montaj tekniği uygulanmış. Normal ahşap işleme araçları bu ölçekte işe yaramadığı için cerrahi neşterlere benzeyen mikro aletler ve özel zımparalama aparatları kullanılmış.

İki saat aynı soruyu farklı biçimde soruyor: yüksek saatçiliğin değeri kullanılan hammaddenin fiyatından mı gelir, yoksa o malzemeyle yapılabilen şeyden mi?

Beyaz kâğıt bu açıdan pembe altından daha ilginç hale gelebiliyor.

Altı model, aynı horolojik platform

Seride 42 mm çapında ve yaklaşık 12,9 mm kalınlığında beyaz veya 5N pembe altın kasalar kullanılıyor. Bağımsız kaynaklarda referanslar ve kasa metalleri şu şekilde listeleniyor.

ModelReferansTeknik
Feathersnake7630A/000G-H206Kuş tüyü işçiliği
Glassoctopus7630A/000R-H205Cam heykel
Oraygami7630A/000G-H204Mikro origami
Tigerbroidery7630A/000G-H207Altın nakış
Papercroc7630A/000R-H202Kâğıt heykel
Woodenwings7630A/000R-H203Ahşap kakma

Calibre 2460 G4’ün arka tarafında da koleksiyona özel bir dokunuş bulunuyor: 22 ayar altın rotorlar, sanatçıların kullandığı araçlardan esinlenen motiflerle elle işlenmiş. Her modelde kadran temasını devam ettiren kabartmalı dana derisi kayışlar kullanılıyor.

30 metre su geçirmezlik ve 40 saatlik güç rezervi gibi rakamlara bakıldığında bunlar günlük kullanım odaklı modern saatlerin gerisinde. Fakat 200 tüy parçasını, mikro origamiyi veya kâğıt heykeli bileğinizde taşıdığınız bir model için su altında yüzebilme kapasitesini satın alma kriteri yapmak da pek anlamlı değil.

42 mm kasa konusunda ise aynı şeyi söylemek daha zor. Bu saatler küçük değiller ve 12,9 mm kalınlıkla birlikte ciddi bir bilek varlığına sahipler. Sanat için gereken hacim anlaşılır olsa da Métiers d’Art yaklaşımını ince ve gizli bir dress watch estetiğiyle özdeşleştiren koleksiyonerler için ölçüler tartışmalı olabilir.

Peki bunlar gerçekten koleksiyon saati mi, konsept çalışması mı?

Burada bir miktar belirsizlik var.

Vacheron Constantin resmi sayfasında altı modeli açıkça “concept watches” olarak tanımlıyor fakat satış adedi, liste fiyatı veya standart ticari bulunabilirlik açıklanmamış. Monochrome’da da üretim ve ticari bulunabilirliğin açıklanmadığını özellikle not ediyor.

Bu nedenle onları şu aşamada klasik anlamda bir “altı referanslık yeni koleksiyon” gibi düşünmeyebiliriz.

Koleksiyoner açısından değeri de standart bir üretim Vacheron Constantin ile aynı yerden gelmeyecektir. Burada mekanizma nadirliğinden çok sanatçının kimliği, kullanılan tekniğin deneysel niteliği, geliştirme süreci ve projenin ileride devam edip etmeyeceği önem kazanıyor.

Bir başka ifadeyle, bu saatlerin hikâyesi referans numarasından çok üretim yöntemine bağlı.

Vacheron Constantin burada neyi başarmış?

Tribute to the Animal Kingdom’ın altı hayvanını beğenmek zorunda değilsiniz. Tigerbroidery bazılarına fazla dekoratif, Feathersnake fazla fantastik, Papercroc ise fazla kavramsal gelebilir. Böyle bir koleksiyonun zaten herkes için tasarlanmış olması gerekmiyor.

Benim için daha değerli olan, Vacheron Constantin’ın Métiers d’Art kavramının sınırlarını genişletmesi. Ki benim kişisel olarak horoloji dünyasında en sevdiğim alan; Métiers d’Art.

Bir zanaatı saate uygulamak için sadece onu küçültmenin yeterli olmadığı görülüyor. Tüy için taşıyıcı geliştirmek, nakış için titanyumu delmek, cam için yeni aletler yapmak, origami kâğıdının rengini yeniden çalışmak, ahşap için mikro zımpara üretmek gerekiyor. Saatçilik burada dekorasyonu kabul eden pasif bir kutu değil. Sanatçıyı yöntemini değiştirmeye zorlayan fiziksel bir sistem haline geliyor.

Belki bu altı saatten daha önemli soru da bu olacak: One of Not Many Crafts Programme bir defalık gösteri olarak mı kalacak, yoksa bu bir kült haline mi gelecek? Ya da bu tekniklerden bazıları birkaç yıl sonra Métiers d’Art’ın olağan araçlarına mı dönüşecek?

Eğer ikincisi gerçekleşirse Tribute to the Animal Kingdom, hayvan figürlerinden çok o sınırı ilk zorlayan koleksiyonlardan biri olarak hatırlanabilir.

Okumaya devam edin

Berk Öztoprak

Berk Öztoprak

Ben Berk Öztoprak, 12 yıldan fazladır dijital sektörde çalışıyorum. Bu dijital deneyimlerimle beraber en sevdiğim hobim olan mekanik saatler, X(Twitter)'te başladığım saat haberleri serüvenim artık bir medyaya dönüşsün istedim. Artık bütün sosyal mecralar ve Bersenti'de yazıyorum.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.

Are you human? Please solve:Captcha


Bu Yazıları Kaçırma

Cartier Tank

Cartier Tank: Savaşın Gölgesinden Doğan İkonun Tarihçesi

1917… Paris’in vitrinleri hala ışıl ışıl, ama Avrupa’nın kalbi karanlık
Christopher Ward Loco saat modelinin detaylı kadran görünümü

Christopher Ward C12 Loco İncelemesi: CW-003 ve 144 Saat Güç Rezervi

Christopher Ward C12 Loco; 41 mm çelik kasa, açık balanslı