Louis Erard Saat Modelleri, İncelemeleri ve Koleksiyon Rehberi 6 dk okuma

Louis Erard Marqueterie de Paille: Saman Kadranın Beklenmedik Lüksü

Yayımlandı
Louis Erard Marqueterie de Paille Dial
Louis Erard Marqueterie de Paille Dial

Bir saat kadranını değerli yapan şeyin altın, emaye, değerli taş veya egzotik bir malzeme olması gerektiğini düşünüyorsanız Louis Erard Marqueterie de Paille biraz kafa karıştırıcı olabilir. Çünkü burada kadranın ana malzemesi çavdar samanı.

Üstelik Louis Erard bunu saklamaya çalışmıyor. Tam tersine saatin bütün fikrini, son derece sıradan bir hammaddenin insan emeği ve ışıkla ne kadar farklı bir şeye dönüşebileceği üzerine kuruyor. Portekizli sanatçı Bernardo d’Orey tarafından hazırlanan 28 parçalı “Broken Ice” kadranın her örneği elle yapılıyor ve üretim 25 saatle sınırlı. Fiyat ise vergi hariç 4.500 İsviçre frangı.

Fakat saatin kadranına baktığımızda tarihinden daha ilginç bir fiziksel özellik ortaya çıkıyor.

Samanın dış yüzeyinde doğal olarak bulunan ince silis tabakası malzemeye düzgün ve parlak bir yüzey kazandırıyor. İç tarafı ise daha gözenekli olduğu için yapıştırmaya elverişli. Başka bir deyişle samanın ışığı yakalayan dış yüzeyi ile işlenmesini mümkün kılan iç yüzeyi aynı malzemenin iki farklı karakteri.

Bu ayrıntı Louis Erard Marqueterie de Paille’ı anlamak için oldukça önemli. Fotoğraflarda gördüğümüz farklı mavi tonların etkisi yalnızca boyadan gelmiyor. Liflerin yönü değiştikçe ışığın yüzeyden geri dönüş biçimi de değişiyor.

Kadran aslında renkten çok ışıkla çalışıyor.

“Broken Ice” kadran nasıl yapılıyor?

Bernardo d’Orey’in Louis Erard için hazırladığı kompozisyonun adı “Broken Ice”. Kadran, farklı şekil ve ölçülerde hazırlanmış toplam 28 bölgeden oluşuyor. Her bölümde saman liflerinin yönü ayrıca belirleniyor. Böylece bileğin açısı değiştikçe bazı yüzeyler aydınlanırken diğerleri koyulaşıyor.

İş önce çavdar samanının seçilmesiyle başlıyor. Lifler açılıyor ve elle düzleştiriliyor. Ardından parçalar kesilip kompozisyona yerleştiriliyor. D’Orey saat kadranlarında 0,1 milimetrenin altında toleranslarla çalıştığını söylüyor. Tek bir yanlış yerleştirme daha önce yapılan saatlerce emeği bozabiliyor.

Louis Erard her kadranın yaklaşık iki günlük zanaat süreci gerektirdiğini belirtiyor. D’Orey’in anlattığı çalışma biçimi bunun nedenini daha iyi açıklıyor: sanatçı yoğun konsantrasyon nedeniyle yaklaşık 30-45 dakikalık bloklar halinde çalıştığını söylüyor. Bu model için toplam el işçiliği yaklaşık 12 saate ulaşıyor ve birkaç güne yayılıyor.

Malzemenin doğal varyasyonu da önemli. Lif, renk ve yüzey tamamen homojen olmadığı için 25 saatin kadranı aynı deseni takip etse bile birebir aynı görünmüyor.

“Unique piece” ifadesinin saat sektöründe biraz fazla kolay kullanıldığını düşünürsek burada gerçekten fiziksel bir gerekçesi var.

Bernardo d’Orey neden ilginç bir isim?

D’Orey’in hikâyesi de kadran kadar beklenmedik. Kariyerine saatçilikte başlamamış; otelcilik yaptıktan sonra Louis Vuitton ve daha sonra Patek Philippe bünyesinde çalışmış, antika mücevher ticaretiyle ilgilenmiş ve ardından dekoratif sanatlara yönelmiş. Saman kakmacılığı zamanla çalışmalarının merkezine yerleşmiş.

Daha da ilginci, Louis Erard iş birliği markadan gelen bir teklif sonucunda başlamamış. D’Orey kendi çalışmalarını markaya göndererek teması başlatmış. Uzun bir geliştirme sürecinin ardından proje ortaya çıkmış.

Sanatçının çalışmalarında desen kadar ışığın önemli olduğunu söylemesi de Broken Ice kadranını açıklıyor. Kadranı yalnızca mikroskop altında incelemiyor; beyaz ışık, sıcak ışık ve doğal gün ışığı altında tekrar tekrar kontrol ediyor. Çünkü hedef aslında kusursuz bir mavi yüzey yapmak değil, hareket ettikçe değişen bir yüzey yaratmak.

Bu nedenle fotoğraf muhtemelen bu saatin en kötü satış aracı. Statik görüntüde gördüğümüz mavi parçalar, bilekte birbirlerinden çok daha fazla ayrışacaktır.

Louis Erard’ın burada kurduğu oyun

Louis Erard’ın son yıllarda dikkat çekmesinin nedeni kendi tourbillon’unu veya yüksek komplikasyonlu bir kalibreyi geliştirmesi değil. Manuel Emch’ın 2019’da markanın yeniden yapılanmasına dahil olmasının ardından ortaya çıkan strateji daha farklı: bağımsız saatçilerin, sanatçıların ve métiers d’art tekniklerinin normalde karşılaşılandan daha ulaşılabilir fiyatlarda sunulduğu bir platform oluşturmak.

Marka daha önce Bastien Chevalier ile ahşap kakmacılık kullanmıştı. O Excellence Marqueterie kadranı 70’ten fazla küçük ahşap parçadan oluşuyor ve 99 adet üretiliyordu. Yeni Marqueterie de Paille ise fikri tekrarlamak yerine malzemeyi değiştiriyor ve üretimi 25 saate indiriyor.

“Ulaşılabilir” kelimesi elbette göreceli. 4.500 CHF ucuz bir saat değil.

Fakat aynı tekniğin piyasanın hangi ucunda bulunabildiğini görmek ölçeği biraz değiştiriyor. Örneğin Chopard’ın 2026 L.U.C Quattro Spirit 25 Straw Marquetry Edition modeli de çavdar samanından yapılan bir kadran kullanıyor; fakat altın kasa, manufacture jumping-hour mekanizması, 192 saatlik güç rezervi ve Poinçon de Genève gibi bambaşka özelliklerle yaklaşık 76.800 euro seviyesinde konumlanıyor. Bunlar doğrudan rakip saatler değil, dolayısıyla fiyat karşılaştırması yapmak yanıltıcı olur. Ama saman kakmacılığının normalde ne kadar üst düzey saatçilik ortamlarında görülebildiğini göstermesi açısından anlamlı.

Louis Erard burada mekanik taraftaki iddiasını azaltarak el sanatına giriş maliyetini düşürüyor.

39 mm kasa kadranın önünden çekiliyor

Marqueterie de Paille’ın paslanmaz çelik kasası 39 mm çapında. Kalınlık 12,82 mm, lug-to-lug uzunluğu yaklaşık 45,9 mm ve su geçirmezlik 50 metre. Bombeli safir kristalin iki yüzünde de yansıma önleyici kaplama bulunuyor.

39 mm seçimi bence özellikle doğru. Louis Erard’ın daha önceki ahşap Marqueterie modeli 42 mm idi. Yeni kasanın üç milimetre küçülmesi bu tip dekoratif bir saati çok daha dengeli bir günlük kullanım boyutuna taşıyor.

Kadranda indeks yok. Louis Erard logosu da yok. Yalnızca saten üst yüzeyli, elmas kesim kenarlara sahip rodyum kaplı iki ibre bulunuyor.

Bir markanın kadranında kendi adını yazmamayı seçmesi küçük görünse de burada önemli. Broken Ice desenine üçüncü bir görsel katman eklenmiyor. Saat ilk bakışta “Louis Erard” değil, önce bir yüzey gösteriyor.

Bej grenli dana derisi kayış da maviyi tekrar etmek yerine kadranın karşısında nötr kalıyor. Bu da iyi bir karar.

Sellita SW261-1: Bu saatin güçlü tarafı mekanizma değil

Saatin içinde otomatik Sellita SW261-1 bulunuyor. Louis Erard yaklaşık 38 saatlik güç rezervi açıklıyor; kalibre 4 Hz frekansta çalışıyor ve 31 taş kullanıyor. Markanın versiyonunda özel açık işlenmiş rotor bulunuyor ve mekanizma koyu tonlu şeffaf arka kapaktan görülebiliyor.

Burada ilginç bir teknik ayrıntı var. Sellita’nın kendi katalogunda SW261-1 aslında saat, dakika ve saat 6 yönünde küçük saniye gösterebilen bir kalibre olarak tanımlanıyor. Louis Erard ise bu uygulamada yalnızca saat ve dakikayı kullanıyor.

Bu eksiklik değil, tasarım tercihi.

Küçük saniye göstergesini açmak Broken Ice yüzeyini bölmek anlamına gelecekti. Mekanizmanın yapabildiği bir şeyi bilerek göstermemek, bu saatin öncelik sırasını oldukça net anlatıyor.

Yine de eleştiri yapılacak yer de burası. 38 saat güç rezervi 2026’da 4.500 CHF’lik bir saat için etkileyici olmadığı düşünülebilir. 12,82 mm kalınlık da yalnızca saat ve dakika gösteren 39 mm’lik bir model için özellikle ince sayılmaz. Mekanizma meraklısı biri parasının karşılığını kalibre tarafında arıyorsa Marqueterie de Paille ikna edici olmayacaktır.

Ama zaten yanlış kapıya bakıyordur.

Peki Louis Erard Marqueterie de Paille kimin için?

Bu saatin mantığı teknik özellik/fiyat denkleminden çok farklı bir yerde.

4.500 CHF karşılığında Sellita mekanizmalı çelik bir saat alıyorsunuz. Bu şekilde anlatıldığında fiyat yüksek görünüyor. Aynı parayı 28 parçalık, elle yapılmış, 0,1 mm’nin altında toleranslarla çalışılan ve doğal malzemeden dolayı bir daha tamamen aynısı üretilemeyecek bir kadrana ödediğinizi düşündüğünüzde denklem değişiyor.

Louis Erard’ın son dönem işlerinin güçlü yanı da burada. Haute horlogerie’yi taklit etmeye çalışmıyor; onun genellikle çok yüksek fiyatların arkasında kalan bir bölümünü seçip başka bir fiyat seviyesine taşıyor.

Marqueterie de Paille’da en pahalı olan şey saman değil. Onu seçen göz, doğru yönde yerleştiren el ve ışığın nasıl davranacağını önceden düşünen insan.

Belki de saati ilginç yapan tam olarak bu terslik. Değerli malzemeyi işleyerek lüks yaratmak kolay anlaşılır bir fikir. Neredeyse değersiz bir malzemeyi iki gün boyunca işleyip insanı kolunu ışığın altında çevirmeye ikna etmek ise çok daha zor.

Louis Erard bu sefer bunu başarmış görünüyor.

Okumaya devam edin

Berk Öztoprak

Berk Öztoprak

Ben Berk Öztoprak, 12 yıldan fazladır dijital sektörde çalışıyorum. Bu dijital deneyimlerimle beraber en sevdiğim hobim olan mekanik saatler, X(Twitter)'te başladığım saat haberleri serüvenim artık bir medyaya dönüşsün istedim. Artık bütün sosyal mecralar ve Bersenti'de yazıyorum.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.

Are you human? Please solve:Captcha


Bu Yazıları Kaçırma

Last of Us oyununda saatin duygusal hikayesini anlatan sahne

The Last of Us Saat Hikâyesi: Joel’in Kırık Saati Neden Bu Kadar Unutulmaz?

The Last of Us dünyasında Joel’in kolundaki saat, sıradan bir
Jaeger-LeCoultre Reverso saatinin tarihi ve ikonik tasarımı

Jaeger-LeCoultre Reverso Hikâyesi: Polo Sahasından İkonik Tasarıma

Jaeger-LeCoultre Reverso, saat dünyasında yalnızca ikonik bir model değil; problemi