Longines’i tanıyanlar bilir; bu marka, zamanla yarışan havacılara, kaşiflere yoldaş olmuş bir isim. Spirit koleksiyonu da tam olarak bu mirası yaşatmak için doğdu. 1925’te Longines, ilk çift saat dilimi göstergesine sahip modellerinden birini tanıttı. Pilotlar için adeta zamanın pusulasıydı. İşte Zulu Time modeli, bu eski dostluğun modern yorumlanışı.

Bu saat paslanmaz çelik bir kasaya ve 18 ayar pembe altın kapağa sahip. Bezelin harika rengiyle çeliğin soğuk netliğiyle güzel bir kontrast oluşturuyor. Kolda taşıması hem şık, hem de şaşırtıcı derecede sade hissettiriyor. 39mm’lik çap bilekte dengeli duruyor, ağırlığı da o kalite hissini veriyor. Ayrıca 39 olması da her bilekte duracak güzel bir çap olduğunu da unutturmuyor.

Beni en çok çeken detay, siyah mat kadranın üstündeki “bronze” indeksler ve eşlik eden altın rengi akrep-yelkovan oldu. O ışıltı, doğrudan gündoğumunda uyanan gözlerin gördüğü ilk ışıkları anımsatıyor. Ve tabii Zulu Time’ın kalbi: L844.4 mekanizması. Silikon balans yayına sahip bu COSC sertifikalı kalibre, tam 72 saatlik güç rezervi sunuyor. Teknik olarak etkileyici, ama işin özünde bu saat size “rahat ol, cumadan çıkarmayı unutursan pazartesiye kadar devam ederim” diyor. Rotordaki dünya görseliyle saate ayrı özen göstermeleri Longines’in detaylara önem verdiğini de görüyoruz.

GMT komplikasyonu pratikten ziyade seyahat ruhunu çağrıştırıyor. Başka bir saat dilimini kadranda taşımak, her zaman biraz başka bir yerde olma hayaliyle ilgili. Çelik bileziğiyle beraber nato kayış olması hem havalı hem de spor tarzınıza hava katıyor.
Benim favori detayım altın bezelin içindeki sarı/bronz detaylar. Hem klasik, hem modern. Sadece kendinize değil, geçmişinize de bir güzellik yapmış gibi hissediyorsunuz.
Peki sizce, bir saat sadece zamanı mı gösterir, yoksa taşıdığı hikâyeyle bizi yolda tutan bir yâren midir?