Saat dünyası genellikle deneyim, yılların birikimi ve ustalık gerektirir. Ancak bu defa karşımızda — henüz 16 yaşında — genç yaşına rağmen koleksiyonerlerden saat evlerine dek kabul gören, karmaşık mekanizmaları onarmaktan korkmayan olağanüstü bir yetenek var: Owen Berger.

Owen Berger
Owen Berger

Owen, lise öğrencisi olmasına rağmen akşamları ve hafta sonları bir atölyede çalışıyor. Vintage kronograflar, rattrapante’ler ve çok nadir mekanizmalar. Toplamda 20’yi aşkın saat hâlihazırda serviste bekliyor. Kendisi ilk saatini babasının hediye ettiği bir vintage kronometre ile eline almış; ardından, mutfak masasından başlayıp kendi köşesinde kurduğu atölyeye, oradan da ciddi restorasyon işleri yapan bir genç ustaya dönüşmüş.

Bu röportajda, Owen ile “Saatlere ilgi nasıl başladı?”, “Vintage saatleri neden tercih ediyor?”, “Atölyede bir saati onarmaya başladığında ilk adım nasıl?” gibi sorular üzerinden bire bir sohbet edeceğiz. Hem genç yaşında bu alanda nasıl ilerlediğini, hem de tutkusu, karşılaştığı zorlukları ve geleceğe dair planlarını mercek altına alacağız. Saat tutkunları, koleksiyonerler ve horoloji meraklıları için bu sohbet, ilham verici olduğu kadar düşündürücü de olacak.

Hadi, saatlerin iç dünyasına — ve Owen Berger’ın dünyasına — birlikte bakalım.

Owen Berger kimdir? Bize biraz kendinden bahseder misin?

Ben 16 yaşında bir lise öğrencisiyim. Arlington, Virginia’da yaşıyorum. Yaklaşık 3,5 yıldır saatçilik öğreniyorum. Mekanik saatler üzerinde çalışmayı çok seviyorum; özellikle vintage kronograflar, alarm saatleri ve diğer komplikasyonlara odaklanıyorum. Bunun yanında golf oynamaktan, klasik arabaları onarmaktan ve arazi motosikleti sürmekten hoşlanıyorum. Okulda en sevdiğim dersler Kimya ve Otomotiv Teknolojisi. Ayrıca Phoenix Bikes adlı, kâr amacı gütmeyen bir topluluk bisiklet atölyesinde gönüllü olarak çalışıyorum.


Saatlere olan ilgini ilk ne zaman hissettin?

2019 yılında babam bana ilk mekanik saatimi hediye etti — bir Seiko SKX013 dalgıç saati. Babamın sahip olduğu birkaç saate ilgi duymaya başladım ve mahallede bir pil değiştirme hizmeti başlattım.


İlk eline aldığın, üzerinde çalıştığın saat hangisiydi ve onu nasıl tamir etmeyi denedin?

Bu, 1920’lerin başından kalma bir Elgin 12S cep saatiydi. Çalışmıyordu. Önce sadece söküp tekrar toplamaya başladım; bunu yaparken internet üzerinden videolardan yardım aldım. Sorunun, bozulmuş bir balans milinden kaynaklandığını fark ettim ve balans milini nasıl değiştireceğimi öğrendim. O saati bir günde çalışır hâle getirdim ve o günden beri öğrenmeyi bırakmadım.


Horoloji camiasında seni tanıyan ve sana yardım eden kişiler kimler? Ailen bu süreçte neler düşündü, nasıl yaklaştı?

Bir saatçi olarak gelişimim; deneyimli saat ustaları, koleksiyonerler ve uzmanlardan oluşan bir grubun sayesinde mümkün oldu. Her şey Aralık 2022’de Florida, Palm Beach’te Eric Wind ve Charlie Dunne ile tanışmamla başladı. Charlie ve Eric bana alarm saatleriyle ilgili bir kitap hediye etti, Eric ayrıca bana 1960’lardan kalma bir Vulcain Cricket verdi. Beni, Cricket kalibreleri üzerinde çalışmayı öğrenmem için teşvik ettiler. Bir ay sonra, Vulcain 120 / MSR S2 alarm mekanizmasını çözdükten sonra Wind Vintage için ilk işimi tamamladım — güzel tropikal kadranlı, paslı bir Cricket’in komple bakımını yaptım.

Koleksiyon topluluğundan ve bazı inanılmaz saat ustalarından büyük destek gördüm. Özellikle koleksiyonerler Eric Wind, John Cote, Rhett Lucke, Fred Mandelbaum ve Jeff Stein’e; saat ustaları Abel Court, Jose Guerra, Dan Sabouni, Tom Schomaker ve Roger Smith’e çok minnettarım. Ailem de inanılmaz derecede destek oldu; atölyeme ve aletlerime yatırım yapmama yardım ettiler ve saat dünyasından pek çok insanla tanışmak için seyahat etmeme imkân sağladılar.


Atölyene bir saat geldiğinde, adım adım nasıl bir planlama izliyorsun?

Çalışmayan bir makine söz konusu olduğunda, saate girmeden önce sorunu anlamak her zaman en iyisidir. Saat elime gelir gelmez — arkasını açmadan önce — onu kurar, zamanı ayarlar ve tüm fonksiyonlarını test ederim. Soruna bağlı olarak saati birkaç saat ya da birkaç gün çalıştırdığım da olur. Her saat farklıdır; dolayısıyla plan da saatten saate değişir. Ama kavramsal olarak her zaman fonksiyonları inceliyor ve sorun arıyorum.

Durumu belgeliyorum, notlar alıyorum. Balansa bakıyor, saatin çalışmak isteyip istemediğini, balansın ne kadar süre salındığını anlamaya çalışıyorum. Bu, muhtemel sorunları daraltmama yardımcı oluyor. Sürtünme noktalarına — bariz problemlere — bakıyorum. Bazen, eğer sorun açıkça ortada değilse, artık saate girip servis etmeniz gerekir; bu sırada her parçanın durumunu değerlendirmek için sökme aşamasında ekstra dikkatli olursunuz. İmkan varsa sorunu, servisten önce izole etmek istersiniz. Özellikle kronograf ayarı gibi alanlarda ortaya çıkan aralıklı (intermittent) arızalar ise ayrı bir zorluk yaratır.


Hangi kalibreler veya mekanizmalar üzerinde çalışmaktan keyif alıyorsun?

Daha önce hiç çalışmadığım mekanizmaların ve yeni komplikasyonların getirdiği yenilik hissini seviyorum. Darbe emilimi, tarih ayarı, kararlı güç iletimi gibi işlevleri sağlamak için geliştirilmiş farklı yöntemleri görmek çok ilginç. Özellikle kronograflar ve rattrapante (split-seconds) kronograflar üzerinde çalışmaktan hoşlanıyorum — örneğin Breitling Duograph’taki Venus 185 veya Heuer cep saatlerindeki Valjoux 9 gibi. Yeterince karmaşıklar; bu da işi hem ilginç hem de meydan okuyucu kılıyor.

Valjoux 72, Rolex’ler, Heuer Chronomatic kalibreler, Zenith El Primero ve IWC’nin Pellaton otomatik kurma sistemine sahip 853 ve 854 gibi kalibreler üzerinde çalışmaktan her zaman keyif alıyorum. Çalışma fırsatı bulduğum o kadar çok ilginç mekanizma oldu ki… Favori seçmek gerçekten zor.


Şimdiye kadar senin için en zor proje hangisiydi? Neden?

Bu çok iyi bir soru. Su hasarı görmüş saatler ekstra zorlu oluyor. Florida neminde, 20 yıl boyunca camsız şekilde beklemiş bir Rolex Daytona Ref. 6239, Cal. 722’yi restore ettim. Toplamda 40 parçanın değişmesi gerekti. Bu aslında Valjoux 72 temelli ilk projemdi ve hareketin yapısını, birçok çelik yayın tamamen pas içinde eridiği bir durumda öğrenmek zorunda kaldım.

Bu yıl ayrıca ilk repeater’ımı (tekrarlayıcı) servis ettim — Mathey-Tissot çeyrek tekrarlayıcı kronograf cep saati. Karmaşıklık seviyesi çok daha yüksek. Olağanüstü bir deneyimdi.


Özellikle neden vintage saatleri tercih ediyorsun?

Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle, vintage saatlerin sahip olduğu karakteri çok takdir ediyorum. Her bir örnek kendi hayatını yaşıyor ve zaman içinde bireyselleşiyor. Ayrıca, çalıştığım mekanizma çeşitliliği çok daha fazla — yüzlerce farklı kalibreyle karşılaşıyorum. Bu hem daha ilginç hem de farklı üreticilerin tasarım tercihlerini görmek açısından eğlenceli.

Örneğin, kronograf saatlerde saat sayacını çalıştırmanın, otomatik kurma sistemini tasarlamanın ya da tarih mekanizmasını çözmenin farklı yolları var. Bu tasarım tercihlerini ve yaklaşımları karşılaştırmak çok keyifli.


Hiç yanlış giden bir projen oldu mu? Tamir sırasında bir şeyi kırıp sonra onu da çözmek zorunda kaldığın bir anını anlatabilir misin?

Vintage saatlerde bu her zaman bir risk. Uzun yıllar çalışmamış bir vintage saati hayata döndürmek, kendine has bir zorluk. Bazen sadece kırık bir ana yay (mainspring) olur ve onu değiştirdiğiniz anda saat yeniden canlanır. Ama başka durumlarda, o ana yayı değiştirdiğinizde, bu kez başka zayıflıkları veya sorunları ortaya çıkarırsınız.

Eski bir mekanizma yeniden kullanılmaya başlayınca, adeta bir “arızalar zinciri” oluşabilir. Bu, büyük sabır, her parçayı dikkatle incelemeyi ve servis sonrası kapsamlı testler yapmayı gerektirir. Aslında bu, vintage saatlerin büyüleyici yanlarından biridir. Fakat buna alışık olmayan bir müşteri için oldukça kafa karıştırıcı ve bazen de hayal kırıklığı yaratıcı olabilir.

Yaptığım işin bir kısmı da eğitim vermek. Vintage saatler, modern saatlerden gerçekten farklı. Hassas değiller, ama bazen ekstra ilgi ve özen isterler.


Yaşın bu alanda seni hiç sınırlıyor mu?

Banka hesabı açmak zor oldu! Onun dışında, çoğunlukla yaşım benim lehime çalıştı diyebilirim. İnsanlar bu yaşta ne yaptığımı görünce dikkatlerini çekiyor ve büyümemi desteklemek için gerçekten ekstra çaba gösterdikleri çok oldu.


Önümüzdeki yıllar için kariyer planların neler? Bir gün “Owen Berger” imzalı saatler görecek miyiz?

Bunu zaman gösterecek — henüz ben de tam olarak bilmiyorum, ama kesinlikle saatçi olarak devam etmekle ilgileniyorum. Tekniker/mekanik seviyesinden imalat yapan bir ustaya dönüşmek büyük bir adım. Bunun üzerinde çalışıyorum; kendi parçalarımı tornada üretmeye başlıyorum, geleneksel el finisaj tekniklerini öğreniyorum ve gerçek bir saat ustasının bilmesi gereken diğer zanaatları da inceliyorum.

Bu röportaj için benimle iletişime geçtiğiniz için çok mutluyum — saatçilik gerçekten uluslararası bir topluluk. Bunun parçası olmak çok heyecan verici. “Çok teşekkür ederim!”

Berk Öztoprak

Berk Öztoprak

Ben Berk Öztoprak, 12 yıldan fazladır dijital sektörde çalışıyorum. Bu dijital deneyimlerimle beraber en sevdiğim hobim olan mekanik saatler, X(Twitter)'te başladığım saat haberleri serüvenim artık bir medyaya dönüşsün istedim. Artık bütün sosyal mecralar ve Bersenti'de yazıyorum.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.


Bu Yazıları Kaçırma

Horoloji: Sonnerie Au Passage

Sonnerie Au Passage terimini hiç duydunuz mu? Sonnerie Au Passage,
Minimal Dünya'nın En İyisi: Nomos

Minimal Dünya’nın En İyisi: Nomos

NOMOS Glashütte, 1990 yılında, Roland Schwertner tarafından kuruldu. Roland Schwertner