Japon saatçiliği denince çoğumuzun aklına önce büyük markalar geliyor. Ancak son yıllarda, koleksiyonerlerin kalbini kazanan bambaşka bir kategori var: küçük, titiz ve takıntılı derecede detaycı bağımsız atölyeler. Naoya Hida & Co. tam olarak bu dünyanın en rafine temsilcilerinden biri.
Markanın arkasında, onlarca yılını İsviçre saat markalarını Japonya’ya tanıtmaya adamış; vintage, neo-vintage ve modern saatleri yakından yaşamış bir isim var: Naoya Hida. Yıllarca başka markalar için sınırlı üretimler tasarladıktan sonra, “ideal saatim piyasada yok” farkındalığıyla kendi yolunu çizen Hida, bugün el oyması indeksleri, Alman ve Argentium gümüşü kadranları, kompakt kasa ölçüleri ve koleksiyonerlerle kurduğu doğrudan ilişkiyle tanınıyor.
Biz de Bersenti olarak, hem markanın doğuşunu hem de NH TYPE serisinin arkasındaki düşünce dünyasını kurucusu Naoya Hida’dan dinlemek istedik. Naoya Hida & Co.’nun nasıl ortaya çıktığını, tasarım ilhamlarını, Type 6’daki perpetual calendar gibi komplikasyonların teknik zorluklarını, küçük bir marka olmanın avantaj ve dezavantajlarını ve geleceğe dair planlarını bu yazılı röportajda konuştuk.
Aşağıda Naoya Hida’nın sorularımıza verdiği yanıtları bulabilirsiniz.

• NAOYA HIDA & Co.’yu kurma fikri nasıl ortaya çıktı? (Arkasındaki motivasyon neydi, sizi harekete geçiren dönüm noktaları var mıydı?)
1990’dan beri, İsviçre lüks saatlerini Japonya’ya ithal eden çeşitli ajans ve iştiraklerde satış, pazarlama ve yönetim alanlarında çalıştım. Birçok marka ile Japon pazarı için limitli edisyonların tasarım ve planlama süreçlerine dahil olma şansım oldu. Bu harika bir deneyimdi; fakat bir yandan da kendimi kısıtlanmış hissediyordum. Sonuçta bu saatler hâlâ İsviçre markalarının adı altında üretiliyordu ve kafamdaki “ideal saati” tam anlamıyla hayata geçiremiyordum.
Sürekli kendi ideal saatimi yaratıp satabileceğim doğru zamanı kolluyordum ve o fırsat 2012’de geldi. O dönemde Richemont Japan bünyesinde Ralph Lauren Watch & Jewelry’nin marka müdürü olarak çalışıyordum. İşte o sırada, benimle aynı zihniyeti paylaşan iki zanaatkârla tanıştım: O zaman Seiko’da saat ustası olan Kosuke Fujita ve Tiffany Japan’de çalışan oymacı (gravür ustası) Keisuke Kano. Birbirimizle hemen uyum yakaladık ve kendi saatimizi geliştirmeye başladık.
Altı yıl sonra, ilk prototipimiz NH TYPE 1A tamamlandı. 2018’de Richemont’tan ayrıldım ve NH WATCH Co., Ltd.’yi kurdum. Ertesi yıl, sadece yedi adet ürettiğimiz ilk ticari modelimiz NH TYPE 1B’yi piyasaya sunduk. O günden bu yana neredeyse her yıl yeni modeller çıkardık ve 2025’e gelindiğinde 11 farklı referans üzerinden yılda 120’nin üzerinde saat üretip satar hale geldik.
• Saat sektöründeki ilk yıllarınız ile bugünkü marka vizyonunuz arasında, bakış açınız nasıl değişti?
Saatleri her zaman çok sevdim, bu açıdan baktığınızda hâlâ sevdiğim işi yapıyorum. Fakat vintage, neo-vintage ve modern saatleri yıllarca inceleyip deneyimledikten sonra şunu fark ettim: Kafamdaki “ideal saat” aslında piyasada yoktu. Bu farkındalık, kendi markamı kurmam için beni harekete geçiren asıl itici güç oldu.
• Markanızın estetik dili için hangi dönemlerden, saat modellerinden veya tasarım akımlarından ilham alıyorsunuz?
18. ve 19. yüzyıla ait cep saatleri ile 1930’lardan 1960’lara kadar uzanan bilek saatleri beni derinden etkiliyor. Breguet’nin erken dönem cep saatleri, Patek Philippe Ref. 96 ve Vacheron Constantin, Audemars Piguet, Cartier, Longines, Omega, Jaeger-LeCoultre, Movado vb. markaların ürettiği pek çok parça üzerimde kalıcı bir iz bıraktı.

• El oyması (el gravürü) detaylar sizin için ne kadar önemli? Bunları kullanmayı neden tercih ediyorsunuz?
90’ların sonlarında, Swatch Group tarafından satın alınmadan önce Breguet ile çalıştım. O dönem Paris ve La Chaux-de-Fonds’da, 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıla ait birçok guilloché kadranı yakından görme fırsatım oldu. O kadranların derinliği ve üç boyutlu etkisi üzerimde çok güçlü bir iz bıraktı.
2012’de Keisuke Kano ile tanıştığımda, ona bilek saati boyutunda bir kadran üzerine indekslerin el ile oyulup oyulamayacağını sordum. “Evet, mümkün” dedi — ve o günden beri ürettiğimiz her saatte el oyması indeksler kullanıyoruz.
• Kadranlarınızda neden Alman gümüşü (German silver) veya Argentium gümüşü gibi malzemeler tercih ediyorsunuz? Bu malzemelerin size göre öne çıkan özellikleri neler?
Alman gümüşünün kendine özgü tonunu ve dokusunu çok seviyorum. Argentium gümüşe gelince; onu bu yıl ilk kez NH TYPE 6A modelinde kullandık. Alman gümüşünden daha pahalı, fakat biraz daha parlak bir tona, çok narin bir yüzey hissine ve mükemmel işlenebilirliğe sahip. Tüm bu özellikler onu o model için doğru seçim haline getirdi.
• Bir saatin bilekte iyi oturması / ergonomik olması için öncelik verdiğiniz kriterler neler?
Tüm saatlerimizin boynuzdan boynuza (lug-to-lug) ölçüsü 44 mm’nin altında. Daha büyük saatler elbette harika olabilir, fakat bu bizim stilimiz değil. Doğal ve konforlu bir şekilde bilekte duran, nispeten kompakt parçalara odaklanmaya devam edeceğiz.
• Type 6’daki perpetual calendar (ebedi takvim) mekanizmasını geliştirirken hangi teknik zorluklarla karşılaştınız?
Kadranlarımız, el oyması için yeterli alan bırakmak adına normalden daha kalın üretiliyor. Dolayısıyla temel kalibrenin üzerine bir perpetual calendar modülü eklediğimizde, toplam kalınlık ciddi bir mesele haline geldi. Kadranın derinliğini ve okunabilirliğini korurken, kasa toplam kalınlığını sadece 11,5 mm’de tutmak için oldukça yoğun çalıştık.
• Önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlama ve ürün tanıtımı için özel planlarınız var mı?
Bizim gibi küçük bir marka için, saatlerimizi bizzat deneyimlemiş koleksiyonerlerin kulaktan kulağa aktardığı tavsiyeler ve sosyal medya en etkili araçlar. 2025 Ekim ayının başında ilk kez Tokyo Watch Week’te sergi açacağız. Ölçek olarak küçük bir etkinlik, fakat üreticiler ile koleksiyonerler arasındaki yakın temasın bizim için çok uygun olduğunu düşündük.
• Büyük markalarla karşılaştırdığınızda, avantajlarınız ve dezavantajlarınız neler?
Bizim gücümüz, çok spesifik zevklere sahip koleksiyonerler için geniş çeşitlilikte, küçük seriler halinde saatler üretebilmemiz ve bunları doğrudan sunabilmemiz. Koleksiyonerlerle birebir iletişim halinde olmamız da geribildirimlerine sürekli yakın kalmamızı sağlıyor. Zayıf yanlarımıza gelince; küçük bir markayız ve bunun doğal olarak getirdiği bazı kısıtlar var. Fakat bunu da kimliğimizin bir parçası olarak görüyoruz.
• Bir marka olarak önümüzdeki 5–10 yıl için hedefleriniz neler?
Ürettiğimiz ve satışa sunduğumuz saatlerin çeşitliliğini artırmak istiyoruz. Şu anda NH TYPE 65’e kadar uzanan fikirlerimiz hazır; bundan sonraki adım, bu fikirleri gerçeğe dönüştürebileceğimiz altyapıyı ve ortamı oluşturmak.
• Gelecekteki modellerde denemek istediğiniz yeni kasa tipleri, komplikasyonlar veya malzeme deneyleri var mı?
Açıkçası, koleksiyonerlerin hayalini kurduğu tasarımların, mekanizmaların ve malzemelerin büyük kısmı, NH TYPE 65’e kadar uzanan yol haritamıza şimdiden dahil edilmiş durumda. Artık mesele sadece zaman.
• NAOYA HIDA & Co. ekibi saat koleksiyoneri mi? Sizin favori saatiniz / modeliniz hangisi?
Ekipteki herkes saatleri çok seviyor, ancak koleksiyonculuk söz konusu olduğunda muhtemelen en aktif olan kişi benim. İşte kişisel koleksiyonumdan birkaç parça:
- MIH Watch (ilk nesil)
- Patek Philippe Ref. 2483
- Breguet Ref. 3210
- Ebel 1911
- Ralph Lauren Slim Classic 38 mm