NOMOS Glashütte, 1990 yılında, Roland Schwertner tarafından kuruldu. Roland Schwertner saat endüstrisinin içinden gelen biri değildi; ancak 1990’da NOMOS’u kurarken vizyonu çok netti: Bauhaus ve Alman Werkbund prensiplerinden ilham alan, yüksek kaliteli, ince, zarif ve sade tasarımlı saatler üretmek ve bunları mümkün olduğunca çok insana ulaşabilecek bir fiyat aralığında sunmak. Schwertner, aslında klasik anlamda bir saatçi değil; fotoğrafçılık ve bilgisayar teknolojisiyle uğraşan bir girişimciydi. Ancak Alman endüstriyel tasarımına ve mekanik saatlere duyduğu ilgi onu Glashütte’ye, yani Alman saatçiliğinin kalbine götürdü.

Glashütte’nin tarihi 19. yüzyıla dayanan uzun bir saatçilik geleneğine sahip. NOMOS’un doğduğu dönem, yeniden yapılanma yıllarıydı: Gelenek devam edecek miydi, yoksa Glashütte artık sadece geçmişte kalmış bir isim mi olacaktı?

Roland Schwertner, bu soruya kendi cevabını verdi: Gelenek devam edecekti, ama yeni bir dille.


Bauhaus’tan Glashütte’ye uzanan çizgi

NOMOS’un ilk koleksiyonunun tasarımı, grafik tasarımcı Susanne Günther’e emanet edildi. Günther, 1930’ların Bauhaus ve Werkbund çizgisinden ilham alan, sade, fonksiyonel ve süssüz tasarımlar ortaya koydu.

Bugün ikonik olarak gördüğümüz Tangente, Orion, Ludwig ve Tetra gibi modellerin temeli aslında bu ilk yıllarda atıldı. İnce bezel, temiz kadran, uzun ve zarif indeksler, küçük saniye alt kadranı ve neredeyse grafik tasarım afişlerini andıran tipografi…

NOMOS’un tasarım dili şu mesajı veriyordu:

“Bu saatler, statü sembolü olmak için değil; zamanı dürüstçe, sade ve şık bir şekilde göstermesi için var.”

Bu yaklaşım, 90’ların “fazlasıyla gösterişli” lüks saat trendlerinin tam karşısında konumlandı ve marka kısa sürede meraklıların radarına girdi.


“Glashütte” adını taşımak: Kutupları netleştiren bir regülasyon

Glashütte adını kadrana yazmak Almanya’da hukuken koruma altında. Bir saatin “Glashütte” olarak anılabilmesi için değer üretiminin en az %50’sinin bu kasabada gerçekleşmesi gerekiyor. NOMOS, bu eşiği fazlasıyla aşan, hatta birçok referansta %90’ın üzerine çıkan bir dikey entegrasyon seviyesiyle çalışıyor.

Marka, regülasyonun gerektirdiği minimum sınırı “zorunlu bir şart” olarak değil, “kimliğin temel taşı” olarak yorumluyor. Kendi geliştirdiği kalibreler, zemberek tamburlarından üç çeyrek plakasına kadar Glashütte’nin içinde, kendi tesislerinde üretiliyor.

Sonuç olarak NOMOS, hem yasal hem de kültürel anlamda Glashütte adını en “hak eden” markalardan biri hâline geldi.


ETA’dan in-house’a: DUW kalibrelerin doğuşu

NOMOS, ilk yıllarında birçok genç marka gibi, Peseux 7001 tabanlı hazır mekanizmalar üzerinde çalışıyordu; ancak hedefi en başından beri kendi kalibre mimarisini kurmaktı. Ancak hedefleri hiçbir zaman “sadece güzel kadranlı bir saat” üretmek değildi. 2000’li yılların başından itibaren, kendi kalibrelerini geliştirme yolculuğuna girdiler ve bugün “DUW” (Deutsche Uhrenwerke) imzasını taşıyan bir üretim mimarisine sahipler.

DUW 3001 gibi ultra ince otomatik kalibreler, markanın “neomatik” ailesinin kalbinde yer alıyor. Bu mekanizmalar:

  • İnce yapıları sayesinde kasaları zarif tutuyor,
  • Glashütte çizgileri, üç çeyrek plaka, mavi çelik vidalar ve “NOMOS swing system” eşapmanı gibi imzalı detaylarla Almanya’ya özgü bir estetik sunuyor.

Swing System ise, markanın ETA benzeri dış dependansları azaltmak için geliştirdiği kendi eşapman sistemi. Bu, teknik anlamda bağımsızlığın belki de en zor adımı; çünkü eşapman, mekanizmanın kalbi. NOMOS’un bunu “in-house” üretmesi, küçük bir manufaktür için oldukça iddialı bir hareket. Ve bunu çok iyi başardılar.


“Uygun fiyatlı Alman tasarımı”ndan koleksiyoner gözdesine

90’ların ve 2000’lerin başında NOMOS, özellikle Almanya ve Avrupa’da “uygun fiyatlı, mekanik, minimalist Alman saati” olarak konumlandı. Tangente, giriş seviyesi mekanik saat almak isteyen birçok kişi için akla gelen ilk modellerden biriydi.

Zamanla şu dönüşümü gördük:

  • Başlangıçta basit üç kollu, küçük saniyeli ve manuel kurmalı modeller,
  • Ardından otomatik kalibreler, tarih komplikasyonları, dünyasaat (Zürich Weltzeit, Tangomat GMT) gibi daha karmaşık modeller,
  • Ve sonrasında Metro, Minimatik, Club Campus gibi daha genç ve renkli koleksiyonlar…

NOMOS, fiyat segmentini yukarı çekerken kimliğini kaybetmedi. Hâlâ “fazla gösterişli olmayan”, özgün karakterli, tasarım odaklı saatler üretiyor; ama artık koleksiyonerler tarafından da ciddiye alınan bir manufaktür statüsünde.


Tasarım manifestosu: Tangente, Orion, Metro ve ötesi

NOMOS’un hikâyesini, koleksiyonlarından bağımsız düşünmek zor. Çünkü marka kimliğini kadranlarda çok net okuyabiliyoruz.

  • Tangente: Belki de NOMOS denince en önce akla gelen model. İnce çizgiler, tipografisi güçlü kadran, uzun boynuzlar. Adeta “NOMOS = Tangente” denebilecek bir ikon.
  • Orion: Daha yuvarlak, daha organik bir form. Kasa neredeyse kadrana akıyor; indeksler minimal, zarafet dozu yüksek.
  • Ludwig: Romen rakamları ve klasik görünümüyle Alman neo-klasiğini, Bauhaus sadeliğiyle birleştiriyor.
  • Tetra: Kare kasa ama köşeli agresif değil; daha yumuşak, daha grafik bir kare.
  • Metro: Modern şehirli tarafı temsil ediyor. Tasarımcı Mark Braun’un imzasını taşıyan bu model, renk noktaları, farklı indeks yapısı ve kasa formuyla “yeni nesil NOMOS” hissini veriyor.

Her koleksiyonda ortak olan şey ise şu:
Okunabilirlik, tipografi, boş alan kullanımı ve incelik. NOMOS, kadranda “boşluk” kullanmaktan korkmayan markalardan; çoğu detay, gözünüzü yormadan ikinci bakışta kendini gösteriyor.


Sadece saat değil, değerler de üretiyor: Doctors Without Borders işbirlikleri

NOMOS’un öne çıkan yönlerinden biri de sosyal projelere verdiği önem. Marka, yıllardır Médecins Sans Frontières / Doctors Without Borders (Sınır Tanımayan Doktorlar) ile ortak özel seriler üretiyor. Bu modellerde genellikle:

  • Kadrandaki saat 12 indeksi kırmızı renkte,
  • Arka kapakta ya da kadranda organizasyona özel bir ibare,
  • Satışlardan elde edilen gelirin bir kısmı MSF’ye bağışlanıyor.

Bu işbirliği, marka imajı açısından da önemli: NOMOS, sadece “güzel saat yapan” bir firma değil; toplumsal sorumluluk alan, net bir değerler setine sahip bir manufaktür olarak konumlanıyor.


Bağımsız ve sahipleriyle birlikte yönetilen bir manufaktür

Swatch Group, Richemont ya da LVMH çatısı altında olmayan NOMOS, hâlâ bağımsız ve sahipleri tarafından yönetilen bir şirket. Resmî açıklamalarında, kendilerini “owner-operated, independent company” olarak tanımlıyorlar.

Glashütte’deki merkez binası, eski bir tren istasyonunun dönüştürülmüş hali. Bu da aslında markanın felsefesini çok güzel özetliyor: Geçmişe saygı, bugüne uyarlanan bir formda. Aynı zamanda, Glashütte kasabasının uluslararası bilinirliğine yaptıkları katkılardan dolayı şirket yönetimi 2024’te Almanya Federal Liyakat Nişanı ile onurlandırıldı.


Nomos’un hikâyesi neden önemli?

Bugün NOMOS Glashütte’ye baktığımızda, şunu çok net görüyoruz:

  • İsviçre ağırlıklı bir sektörde Alman bir alternatif,
  • Gösterişten uzak ama kişiliği çok güçlü bir tasarım dili,
  • Kendi kalibrelerini üreten, eşapmanını dahi geliştiren teknik bir yapı,
  • Sosyal sorumluluğu ve demokratik değerleri sahiplenen bir marka kültürü.

Nomos’un hikâyesi, “büyük sermaye grupları olmadan da”, güçlü bir tasarım vizyonu, teknik kararlılık ve net değerlerle global başarı elde edilebileceğini gösteriyor.


Son söz: Glashütte’nin modern yüzü

Glashütte denince akla ilk olarak tarihî markalar gelebilir; fakat modern dönemi anlamak istiyorsak NOMOS’u mutlaka bu hikâyenin tam ortasına koymak gerekiyor.

NOMOS, duvarların yıkıldığı, sınırların yeniden çizildiği bir dönemde doğdu; bugün ise sade ama karakterli tasarımlarıyla hem ilk mekanik saatini almak isteyenlere, hem de koleksiyonerlerin rafına rafine bir “Alman dokunuşu” eklemek isteyenlere hitap ediyor.

Bersenti okuru için belki de şöyle özetleyebiliriz:
Eğer mekanik saatlerde “tasarımın sessiz gücünü” seviyorsanız, Nomos Glashütte’nin hikâyesi sadece okunacak değil, bilekte deneyimlenecek bir hikâye.

Berk Öztoprak

Berk Öztoprak

Ben Berk Öztoprak, 12 yıldan fazladır dijital sektörde çalışıyorum. Bu dijital deneyimlerimle beraber en sevdiğim hobim olan mekanik saatler, X(Twitter)'te başladığım saat haberleri serüvenim artık bir medyaya dönüşsün istedim. Artık bütün sosyal mecralar ve Bersenti'de yazıyorum.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.


Bu Yazıları Kaçırma

Reverso Tribute Monoface Small Seconds!

WW 25’in diğer bir en sevilen ve bence muhteşem saati
isviçre-lüks-markaları-1

İsviçre Lüks Saat Markaları – 1

Patek Philippe İsviçre saatçiliğinde “emanet” fikrini en net taşıyan marka