Bir tane saatiniz ile dışarı çıkıyorsunuz. Fakat o an ki ortamına göre iki saat olarak kullanabiliyorsunuz desem ne dersiniz?

Jaeger-LeCoultre, aslında bu bahsettiğim özelliğin doğuşuna sebep olan bir marka. Dual face dediğimiz saatler ile aslında saati çevirerek bir saatle iki saat kullanabiliyorsunuz. Ama aslında bu markanın ortaya çıkışı bu sebeple değildi.

Zamanında polo maçlarında dayanıklı bir saate ihtiyaç vardı. İsviçre’li iş adamı ve saat koleksiyoneri Cesar de Trey maçlarda saatlerin camlarının kırıldığını gördü. Buradaki ihtiyacı görerek saatlerin kırılmasını önlemek istiyordu. Aklına bir fikir geldi. Saatin bir kısmı yine kadranla beraber gözükecek fakat döndürünce kırılacak bir şey olmayacaktı. Bu fikrini harekete geçirmek istiyordu. Jacques-David LeCoultre ile tartışıp onu da ikna etti ve üretime başlayacaklardı. Kasa yapısı dikdörtgen(art deco denir) olacak, zarif ve güzel de durucaktı. David, bunun için bir görevlendirme yapıp sadece bu saat için çalışma yapan ekip kurmak istedi. Sonrasında patentler alındıktan sonra artık üretime geçmeye hazırlardı. Ve işte o ortaya çıktı. Jaeger-LeCoultre Reverso. İsminden anlayacağımız üzere revers kelimesinden bir isim türetmişlerdi. Hem akılda kalıcı hem de saati direkt anlatan bir isim oldu.

Günümüzde Jaeger-LeCoultre markası hala bu modelin üretimini yapmaya devam ediyor. Hatta o kadar iyi yapıyor ki aşık olmamak elde değil. Başka markalarda da tabii ki bu atılımlar oldu fakat Jaeger-LeCoultre kadar iyi olmadı. Son dönemlerde de kronograf, beyaz altın, sub second, skeleton gibi bir çok farklı Reverso modelleri koleksiyonda yer alıyor. Güncel modellerden beğendiğim bir tanesini fotoğraflara da ekledim.