
Bu yazıda saatçiliğin en keyifli noktalarından birine parmak basıyoruz. Görsel etkisi, yarattığı hissiyat ve kattığı değer ile horolojinin kalbinde yer alan bir konu: finishing. Saatin her tarafında finishing’e dair bir detay görebiliriz, fakat bugünlük yalnızca mekanizmalar üzerinde kullanılan bazı tekniklere bakacağız.
Finishing Nedir?
Finishing Türkçede ‘bitiş‘ veya ‘finisaj‘ olarak adlandırılır; CNC veya torna tezgâhlarında üretilen saat parçalarına uygulanan son işlem ve süsleme tekniklerini ifade eder.
Finishing neden önemli?
Bu işlemler öncelikle parçaların üretimden kalan izlerinden kurtulmasını sağlar ve mekanizmanın diğer seri üretim olanlardan ayrıldığını gösterir. Fakat esas amaç bu değildir. Bu teknikler, üreticinin detaylara gösterdiği özeni, işçiliğe ve zanaatkârlığa duyduğu tutkuyu ortaya koyar. Bu uygulamaların sonucu olarak ortaya çıkan işler, biz saatseverlerde bir karşılık buluyor ve hayranlık uyandırıyor.
Bazılarımız sadece kadrana ve kasa işçiliğine dikkat ediyor olabilir, ancak önemli bir kesim madalyonun diğer tarafına da çok dikkat ediyor. Eğer açık kasa arkasına sahip bir saatiniz varsa, mekanizmaların detaylarında kaybolabiliyorsunuz. Bu noktada daha üst seviye bir saatçiliğin göstergesi olan finisaj devreye giriyor. Çok ciddi emekler harcanan, yıllara dayanan tecrübeler gerektiren bu teknikler saatlerin değerine değer katıyor.
Finishing Teknikleri
Bevelling / Chamfering / Anglage

Yukarıdaki üç terim de aynı teknik için kullanılmakta. Fransızca bir terim olan anglage‘nin İngilizce çevirisi chamfering. Bu terimleri Türkçeye kenarlara eğim verme, pah kırma, fasetleme olarak çevirebiliriz. Uygulama sonrasında parçanın kenarlarında ışığı yakalayan eğimli yüzeyler görülür. Kenarlardaki bu eğim el ile yapılmak istendiğinde en karmaşık ve en çok zaman harcatan tekniklerden biri haline geliyor.
Bana göre mekanizmaya görsel bir zarafet katıyor. Teknik açıdan ise bevelling köprüde veya ana plakada kullandığında malzemenin kenarlarında stres oluşumunu engelleyebildiği düşünülüyor. Saatçilik dünyasında oldukça sevilen ve kimi saatseverler için yüksek saatçilik mekanizmalarının standardını belirleyen finisaj tekniği.

Bu teknikte, kenarlar boyunca eğe veya mikromotor aletler kullanılarak eşit genişlikte, keskin iki paralel çizgi oluşturulur. Daha sonrasında bu yüzeyler yine eğe ve aşındırıcı macun sürülmüş tahta çubuklar(genellikle Kayın Ağacı) ile cilalanır. Elde yapılan işlem, makineye göre çok daha iyi bir sonuç verir. Esas olay ise farklı kenarları mükemmel biçimde birleştirebilmek. Tabii bu işlemi hep düz kenarlarda değil, ufacık ve kavisli parçaların iç ve dış kenarlarında da yapıyorlar. Her tarafta aynı genişlik, aynı parlaklık ve aynı açıda bu detayları oluşturmak büyük bir emek ve tecrübe gerektiriyor. Gerçekten hasta işi.
Côtes de Genève / Geneva Stripes

Finisaj kapsamında en çok bilinen ve en sık gördüğümüz tekniklerden biri kuşkusuz Côtes de Genève. Çizgili veya dalga benzeri deseniyle oldukça akılda kalıcı olan bu teknik, genellikle ana plaka, köprü ve rotorda uygulanıyor. Sahip olduğu dalgalı yüzey başlarda dişlileri ve diğer küçük bileşenleri toz vb. parçacıklardan koruması için yapılıyor. Teknik olarak halen aynı görevi görüyor, ancak günümüzün teknolojisi ile bu işlevine ihtiyacımız yok. Şu anda sadece dekoratif amaçlı mekanizmalarda yer alıyor ve bizlere mekanizmaları izlerken keyif veriyor.
Côtes de Genève el işçiliği veya makineler ile yapılabiliyor. Temel ilke, dairesel bir aşındırıcının kendi ekseninde dönerken, doğrusal veya dairesel bir hareketle süslenecek yüzeye basınç uygulamasıdır. Böylece yüzeye çizgiler işlenir. Côtes de Genève tekniğinde en zor olan noktalardan biri, farklı parçalar üzerindeki çizgileri kusursuz hizalayabilmektir. Günümüzde bu teknik daha çok CNC makineleri ile tam otomatik şekilde veya yarı otomatik diyebileceğimiz makineleri el ile yönlendirerek uygulanıyor.
Yarı otomatik yöntemde parça, aşındırıcının altında hareketli bir tablaya sabitlenir. Tablanın hareketi ile çizgiler kademeli olarak oluşturulur. Bazen ise parça tablada sabittir ve aşındırıcı hareket eder. El işçiliği ile yapıldığında elbette çok daha uzun zaman alıyor ve çizgiler makine üretimi kadar mükemmel olmuyor. Ancak görüntüsü fark yaratıyor. Bu yöntemde ise süslenecek parça, istenen çizgi genişliğine göre belirli bir çapta kesilmiş aşındırıcı ahşap uca sahip bir aparat üzerinde hareket ettirilerek çizgiler elde ediliyor. Finisajın ister geleneksel ister modern yöntemler ile yapılabiliyor olması, onu çok yönlü ve daha çok tercih edilir kılıyor.
Perlage

Perlage tekniği de yine görece sık rastladığımız finisajlardan biri. Stippling veya circular graining olarak görmek de mümkün. Dilimize benekleme, dairesel taneleme gibi çevirebiliriz. Üst üste binen sayısız küçük daireden oluşan bir deseni vardır. Genellikle mekanizmaların ana plakasında, köprülerinde veya kasa arkalarının iç tarafında bu desene rastlıyoruz. Dairelerin küçüklüğü daha üst seviye bir saatçiliğin göstergesi demektir. Çünkü dairelerin boyutu küçülüp, uygulanacak alan büyüdükçe iş çok daha zorlaşır. Aynı tutarlılıkta büyük bir alanı kaplamak titiz bir çalışma gerektiriyor.
Yapımında hem el işçiliği hem makine kullanılır. Perlage için de yine dönen aşındırıcı bir uç gereklidir. Kullanılan uç malzemesi ahşap, keçe veya silikon kauçuk malzemeden olabilir. Dönen uç genelde aşağı doğru hareket ederek parçaya temas eder ve deseni oluşturur. Burada asıl hassasiyet ustanın el ayarındadır; parçayı yavaş yavaş döndüren ve ucun temas noktasını belirleyen odur. Parça dönebilen bir tablaya sabit veya saat ustasının eli kontrolünde tabla üstünde olabilir. Oldukça küçük parçalara, küçük ölçekli daireleri yüzlerce kez ve estetiği bozmadan işlemek ciddi bir özen gerektirir. Günün sonunda iyi bir işçilikle, ışıkla dans eden harika yüzeyler elde edilir. Saatlere değer ve keyif katan unsur da zaten arka planda harcanan bu emekler.
Satin Finish

Saten finisaj çoğunlukla kasalarda uygulanır, ancak mekanizmalarda da karşımıza çıkar. Özellikle ışığı yansıtmaması istenen parçalarda. Bu işlem, saten gibi pürüzsüz, ipeksi, mat ve ince çizgili bir doku elde etmek amacıyla yapılıyor. Kumlanmış bir yüzey kadar mat değildir ve ışığı yumuşak bir şekilde dağıtır. Oluşan desende çizgiler oldukça ince ve tek bir yöndedir. Etrafındaki parlak yüzeyler ile kontrast oluşturmasıyla tasarımı görsel olarak yukarıya taşıyan ve diğerlerine göre yapımı biraz daha kolay bir teknik diyebiliriz.
Bu işlemde, zımpara kağıdının çok daha hassas bir versiyonu olan microfinishing film kullanılır. Filmler düz bir yüzeye sabitlenir. Parça el veya makine ile kontrollü bir şekilde filme tek yönde sürtülür. Sonuçta istenen yüzey elde edilir. Saat ustası veya dekoratör bunu el ile yapıyorken açıyı ve basıncı kendisi ayarlıyor. Bu da doğal olarak hassasiyet gerektiren işlemlerden biri. Uygulama sonrasında parça, dokunması ve görüntüsü keyif veren bir hale geliyor.
Sand Blasting

Dilimizde kumlama olarak geçen bu teknik, yine kasa yüzeylerinde ve mekanizma parçalarında kullanılıyor. Kumlama sonrası yüzey, yumuşak dokulu ve mat bir görünüm kazanır. Kumlama yapılmış parçalar mekanizma içerisindeki parlak yüzeyleri ortaya çıkaran faktörlerden biri oluyor.
Kumlama temelde, basınçlı hava yardımıyla çok ince taneli kumların parça yüzeyine püskürtülmesiyle gerçekleştirilir. Günümüzde kum yerine başka malzemeler tercih edilmekte. Kumlanacak parça temizlenip, gerekirse maskelendikten sonra kumlama kabinine yerleştirilir. İşlemi yapan kişi, hava tabancasını belli bir açı, mesafe ve basınçla kullanarak homojen bir görüntü yakalamalıdır.
Black Polishing

Black Polishing hakkındaki bilgiler için sizi direkt sevgili Berk’in Black Polishing yazısına yönlendiriyorum. Kendisi bu tekniği detaylarıyla açıklamıştı.
Engraving

Engraving ya da bizdeki adıyla oyma bu alandaki en değerli teknikler arasında. Çünkü en fazla el işçiliği içeren teknik olabilir. Tabii makine ile yapılanları ayrı tutuyorum. Oymanın belirli bir deseni olmadığı için oldukça özgün şekillerde görmemiz mümkün. Müşterinin veya üreticinin talebine göre kişiselleştirilebilir.
El oyması yapıldığında, ustanın el becerisi ve geleneksel oyma aletlerinden başka bir şeye ihtiyaç duyulmaz. Çok nadiren saatler üzerinde el oyması desenler görüyoruz. Oldukça zaman alan ve zorlayıcı çalışmaların sonunda benzersiz işler ortaya çıkıyor. Eğer işin seri üretim kısmına bakarsak, burada da devreye CNC makineleri ve lazerler gibi teknolojiler devreye giriyor.
Guilloché

Finisajların en zarif, en etkileyici ve belki de en kapsamlı olanlarından birisi kuşkusuz guilloché. İncecik detaylara ve karmaşık geometrik formlara sahip tekrarlayan desenlerin, parçanın yüzeyine el tornası ile oyularak işlendiği zarif bir süsleme tekniği. Daha çok kadranlarda gördüğümüz bir uygulama, ancak daha nadir de olsa mekanizmalarda da yer alıyor. Yüksek saatçiliğin önemli unsurlarından biri olan guilloché desenler, ışıkla hareket eden ve derinlik kazandıran bir görüntüye sahip.
Guilloché desenlerin arkasındaki en önemli araç, rose engine adı verilen özel torna tezgâhıdır. El ile kontrol edilen bu karmaşık torna tezgahı sayesinde bu desenleri oluşturmak mümkün oluyor. Parça, döner bir tabla üzerine sabitlenir. Bu tabla, makinenin arka kısmında yer alan ve deseni belirleyen kam disk(lerinin) formuna göre salınım hareketi yapar. Bu hareket ileri-geri ya da sağa-sola olabilir. İşte bu salınım, deseni oluşturan temel harekettir. Farklı ayarlar ile yüzlerce farklı desen varyasyonu oluşturulabilir. Disk seçimi sonrası, kesici uç mikron düzeyde talaş kaldırır / oyma işini yapar. Kesici ucun basıncı el ile kontrol edilir; tabla ise el krankı ile döndürülür. Tüm hareketlerin elle yapılması, en ufak hatanın parçayı kullanılmaz hale getirmesi ve bu tekniği ustalıkla uygulayabilen zanaatkârların azlığı, guilloché’yi son derece özel kılar. Daha düz ve çizgisel desenler içinse straight-line engine adlı torna kullanılır.
Umarım sizlere bu konuda birazcık da olsa faydalı olabilmişimdir. Tabii yazıda bahsi geçmeyen onlarca finisaj tekniği mevcut. İşlerin bu yönü hakkında fikir sahibi olmak saatleri incelerken de farkındalığınızı artıracaktır. Bu teknikleri fark ettikçe, saatlere bakışınızın değişeceğini ve gözünüzde değerlerinin artacağını düşünüyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.