Saat Modelleri, İncelemeleri ve Koleksiyon Rehberi - Page 6
Rolex’ten Seiko’ya, Omega’dan bağımsız markalara kadar en çok merak edilen saat modellerinin detaylı incelemeleri. Tasarım, mekanizma, bilekte duruş ve fiyat-performans değerlendirmeleriyle doğru saati seçmenize yardımcı oluyoruz.
TAG Heuer Monaco hakkında konuşmaya başladığınızda sohbet genellikle birkaç saniye içinde Steve McQueen’e, Le Mans filmine ve mavi-kırmızı kadrana gelir. Bunların hiçbiri yanlış değil. Fakat Monaco’yu yalnızca ünlü bir oyuncunun taktığı yarış saati olarak okumak, modelin asıl karakterini gözden kaçırmak olur. Monaco’nun
Christopher Ward ve The Twelve denince bugüne kadar akla çoğunlukla erişilebilir fiyatla güçlü kasa işçiliği, entegre bilezik ve giderek yükselen mekanik iddia geliyordu. The Twelve Xander ise bu formülü yalnızca yeni bir renkle güncellemiyor. Chris Alexander, yani The Dial Artist, boyayı kadranın
Studio Underdog araması yapan çoğu kişinin karşısına önce bir yazım oyunu çıkıyor: markanın resmî adı Studio Underd0g; yani o harfi yerine sıfır kullanıyor. Bu küçük numara aslında markanın bütün karakterini özetliyor. Studio Underd0g saatleri, geleneksel saatçiliğe göz kırpıyor ama o odaya kravatla
Fears Watches Brunswick denince akla çoğu zaman sert hatlı bir tool watch değil, yumuşak geçişli bir kasa, İngiliz ölçülülüğü ve arşivle bugünü sakin biçimde konuşturan bir tasarım dili geliyor. Bu yüzden Brunswick 40 ‘Helmsman’ ES ilk bakışta küçük bir kırılma gibi duruyor:
Arsene Lippens, son yıllarda bağımsız saat dünyasında adını yavaş ama dikkat çekici biçimde duyuran genç bir Cenevre markası. Bu yazıda Arsene Lippens hikayesini, Artigiano koleksiyonunu ve markanın saatçilikte nereye oturduğunu Bersenti gözüyle inceliyoruz. Genç bağımsız markaların farklı yollarını karşılaştırmak için L’Artisan kurucusu
Ulysse Nardin Freak, saat dünyasında farklı olduğu için değil, farklılığını doğrudan çalışma biçimine gömdüğü için özel bir yerde duruyor. Bu saatte mesele yalnızca kadranın olmaması, akrep-yelkovanın ortadan kalkması ya da kurma kolunun kaybolması değil. Asıl mesele, zamanı gösterme görevini dekoratif bir yüzeye
Niton Prima, saat dünyasında son yıllarda sıkça gördüğümüz tarihi marka geri döndü cümlesinin daha dikkatli okunması gereken örneklerinden biri. Çünkü burada mesele yalnızca arşivden çıkarılmış eski bir logonun yeni bir kadrana basılmasını kapsamıyor. Niton, Cenevre’nin taşlarından, ölçü fikrinden, 1920’lerin şekilli kalibre geleneğinden
Panerai Submersible Navy SEALs PAM01738, ilk bakışta kolay okunabilir bir hikâye anlatıyor: büyük kasa, askeri çağrışım, koyu tonlar, 500 metre su geçirmezlik ve bilekte ben buradayım diyen bir Panerai duruşu. Fakat bu saati yalnızca Navy SEALs logosu üzerinden okumak biraz kolaycılık olur.
Timex Atelier Chronograph, ilk bakışta “Timex yine retro esintili erişilebilir bir saat yaptı” dedirtebilir. Ama M1q’ya biraz daha yakından bakınca hikâye değişiyor. Çünkü burada mesele yalnızca siyah kadranlı, iki alt göstergeli, Swiss Made bir quartz kronograf değil. Asıl mesele, Timex’in kendi tarihindeki
FP Journe denince akla artık yalnızca bağımsız saatçilik gelmiyor, aynı zamanda çağdaş koleksiyonerliğin nasıl değer ürettiği de geliyor. Chronomètre à Résonance “Souscription, No. 007” bunun en net örneklerinden biri. Phillips New York Watch Auction: XIV’te 13.922.000 dolara satılan bu saat, bir komplikasyonun,
Berk Öztoprak, Bersenti’nin kurucusu. Saat kültürünü, horolojiyi ve koleksiyonculuğu özgün hikâyeler, incelemeler ve analizlerle anlatan bağımsız bir saat medya markası inşa ediyor.
Kategoriler
@bersentiofficial
Saat dünyasını yakından takip edin.
En yeni haberler, saat listeleri ve diğer projelerimiz için Instagram hesabımızı takip et.