İngiliz Zarafetinin Saate Yansımış Hali: Christopher Ward

Bu yazımızda son yıllarda adını saat dünyasında sıkça duyduğumuz ve gerek aldığı ödüller gerekse kullanıcı deneyimi olarak herkesin dikkatini çeken “Christopher Ward” markasından bahsedeceğiz. Marka, gerek GPHG ödüllü, üst düzey mekanizmalara sahip ve muadillerine göre uygun fiyatlı modelleri gerekse 1000 Euro altında satmakta olduğu ve parasının hakkını sonuna kadar veren modelleri ile her saat severin radarına girmeyi başardı.

Markanın Kuruluş Hikayesi

2004 yılında kurulan marka, diğer saat markalarından farklı birtakım kuruluş temellerine sahip. Times Nehri’nde bir tekne gezisi sırasında kurucular Mike France, Peter Ellis ve Christopher Ward’ın iş fikirini tasarlamasıyla hikaye başladı. Öncelikle bu insanlar kendilerini birer horolog olarak görmeyip horolojiye duydukları hayranlık sebebiyle bu fikri ortaya atmışlardı. İkinci sebep olarak ise saat endüstrisinin ve lüks pazarının tutarsızlığında gördükleri potansiyelle yola çıktıklarını söylüyorlar. Unutmamak lazım bu insanlar birer saat sever olmanın yanında iş stratejistleri ve bu onların en büyük avantajı. 

Saat endüstrisindeki fahiş kar marjına öfkelenen ekip “Dünyanın en ucuz en pahalı saatleri” mottosu ile yola koyuldular. Markanın üç temel prensipi vardı. Bunlar;

  1. Satışları yalnızca kendi siteleri aracılığıyla yaparak 3. parti satıcılarının maliyetini ortadan kaldırmak. 
  2. Üretim fiyatı üzerinden maksimum üç kat kar marjı uygulamak.
  3. Maliyetli reklamlardan kaçınmak.

Bu üç prensip, markanın lüks isviçre markalarıyla mücadele ederken elini oldukça güçlendirdi. Özellikle maliyetler bakımından tüketicilerin uygun fiyatlı ve lüks saat arayışına oldukça iyi cevap verdi.

Markanın ilgi çekici bir diğer detayı ise, ingiliz tasarım anlayışı ile isviçre üretim yeteneklerini birleştirmeleri ve bunu “ikiz bayrak” logoları ile kadranda da taşımaları. 

Şirketin tarihindeki en önemli hamle ise muhtemelen Synergies Horlogères SA ile birleşmeleri olabilir. 2014 yılında İsviçre’nin Biel kentinde saat üretimi yapan bu şirketle birleşmeleri, markayı saat siparişi veren bir firma olmaktan çıkarıp saat üreten bir marka haline getirdi. Bu birleşme, CW’ye Johannes Jahnke gibi usta saatçilere ve Jörg Bader’in ekibinin üretim hünerine doğrudan erişim sağladı ve ilerleyen yıllarda oldukça ses getirecek SH21 mekanizmasını üretmelerinin önünü açtı. 

Jörg Bader
Jörg Bader

Markanın tarihindeki bir diğer önemli gelişme ise kurucu ortaklardan olan ve markaya adını veren Christopher Ward’ın 2020 yılında şirketten ayrılması olabilir. Bu ayrılma markanın herhangi bir bireyden bağımsız bir marka olması adına önemli etki yarattı. 

SH21 Kalibre

İngiliz saatçiliği için son 50 yılın en önemli gelişmelerinden biri olarak nitelendirilen bu harika mekanizma, sektörde şok etkisi yaratmıştı. Bu şahane mekanizma, 120 saat güç rezervi sunuyor. Seri olarak bağlanmış ve istikrarlı bir şekilde zaman tutan çift tulumba sayesinde bu 5 günlük güç rezervi sağlanmış. Saat piyasasında ortalama 35-50 saatlik güç rezervi sunan saatler arasında 120 saatlik güç rezervi insaların oldukça dikkatini çekti. Mekanizmanın zaman tutması da gerçekten harika çünkü COSC sertifikasına sahip ve günlük -4/ +6 saniyelik bir sapma sunuyor. 28.800 vph frekans, anti-şok sistemi, güç rezervi göstergesi ve mini saniye komplikasyonlarına izin veren kompakt yapıda bir mekanizma aynı zamanda. Bu mekanizma, Christopher Ward’ın bir “manufactura” olarak anılmasını sağlayan mekanizma olması ile de marka için önemli bir yere sahip. Ayrıca marka ile ilgili ilginç bir bilgi daha vereyim: Christopher Ward, Meistersinger için de saatler üretmekte.

Markanın Öne Çıkan Modelleri

Kurulduğu günden bugüne markanın, gerek uygun fiyatlı saatleri gerekse yüksek saatçilik konusunda üretmiş olduğu modeller ile saat severlerin dikkatini çeken bir çok modeli oldu. Bu modellerden bazıları ise şunlar;

Trident

2009 yılında tanıtılan Christopher Ward Trident modeli, klasik bir dalgıç saati ile markanın tasarım dilinin birleşmesinin ilk örneği. 300 metre su geçirmezlik değeri, tek yöne doğru dönebilen bezeli ve dayanıklı kasa yapısı ile oldukça klasik bir dalgıç saatiydi aslında. Saniye kolunda bulunan ve Poseidon’un mızrağından esinlenilen tasarım onu farklı kılıyordu. 

CW Trident C60 Pro 300

İlk tanıtılan modelden bugüne C60 Trident Reef, C60 Trident Lumiere, C60 Sapphire Edge, C60 Trident GMT 300, C60 Trident Pro 300 gibi bir çok model daha tanıtıldı ve her modeli özel kılsan bir çok detay bulunmakta. Örneğin “Lumiere” modelinde oldukça kuvveti luminovalar (Globolight XP) ve neredeyse tamamen luminovadan oluşan akrep, yelkovan ve indislerden oluşuyor. Titanyumdan oluşan kasası ise saatin oldukça dayanıklı ve hafif olmasını sağlıyor. Sapphire modelinde ise tamamiyle safirden oluşan bir bezle yer alıyor ve şeffaf kadranı sayesinde mekanizmayı çalışırken izleyebiliyorsunuz. Ayrıca saatin kordonunun kenar ve iç kısımlarında yer alan luminova sayesinde dikkat çekiyor. Daha renkli bir Trident arayışında ise karşınıza Reef modeli çıkıyor. Birbirinden canlı renkleri gerçekten çok hoş gözüküyor. Bir GMT arayışında ise karşınıza adından da anlayacağınız üzere “GMT 300” modeli çıkıyor. Sellita SW330-2 GMT mekanizmaya sahip ve 300 metre su geçirmezlik özelliği sunuyor. Model ailesinin en ince ve en hafif modeli ise Pro 300. 

CW Twelve 

Adında da tasarımı ile ilgili ipuçları veren Twelve modeli, markanın en popüler olan modellerinden biri. 12 köşeli kasa tasarımı ve entegre bileklikli spor saati furyasının en popüler olduğu dönemde uygun fiyatlı ve kaliteli saat arayışında olan kullanıcılar için Tissot PRX alternatifi oldu. PRX modelliğinin popülerliği su götürmez bir gerçek fakat CW Twelve modeli, sunmuş olduğu kalite, işçilik ve fiyatına göre oldukça kaliteli hissettiren malzemesi ile entegre bilezikli spor saatleri arasında kuvvetli bir yer edindi. 

CW The Twelve

Aynı model ailesinin bir üyesi olan ve 2025 GPHG ödüllerinde “Petite Aigullie” kategorisinde aday gösterilen C12 LOCO şahane bir model. İstanbulda gerçekleşen GPHG sergisinde Berk ile yakından inceleme fırsatı bulduğumuz saat, markanın ikinci in-house mekanizması olan CW-003 ile can buluyor. Bu mekanizma 144 saatlik güç rezervi ve 28800 VPH değerleri ile oldukça iddialı. Mekanizmasının bir kısmını kadranın ön tarafından izleyebildiğimiz bu modelde, balance wheel (denge çarkı) geleneksel köprü ve vidalar kullanmıyor ve gerçekten harika bir görüntü sunuyor. Saatin arka tarafını çevirdiğimizde de alışılmış görüntülerin dışında, çok hoş bir tasarıma sahip mekanizma ile karşılaşıyoruz. 

CW The C12 Loco

C1 Bel Canto 

İtalyancada “Güzel şarkı söylemek” anlamına gelen Bel Canto, model adını hakkıyla taşıyor ve gözlerimiz haricinde kulaklarımızı da mest ediyor. 2023 yılında GPHG ödülünü alarak büyük bir başarıya imza atan model hem mekanik açıdan hem de estetik açıdan tam anlamıyla bir şaheser. Bu güzel saat bizlere her saat başını güzel bir sesle hatırlatıyor.

CW C1 Bel Canto

Saate hayat veren mekanizma ise FS01. Markanın daha önce yine dikkat çekmiş olan Jumping Hour modelinin de mekanizmasını tasarlayan Frank Stelzer’in JH01 modelini, her saat başı çan sesi verebilecek şekilde modifiye etmesiyle ortaya çıkan bu mekanizmanın asıl temeli ise Sellita SW200-1. 41mm kasa çapına sahip olan saattin grade 5 titanyumdan oluşan kasası sadece dayanıklılık ve hafiflik için değil aynı zamanda sesin daha güzel yankılanmasını da sağladığı için tercih edilmiş. Saatin 5 yönünde yer alan tuş ise saatlik çan sesini kapatma işlevi görmekte. Saatin en güzel yanı ise fiyatı. Benzeri mekanizmalar bulunan saatlerin onbinlerce dolara satıldığı piyasada 4000 dolarlık fiyatı ile herkesi şaşırtıyor. 

C1 Moonphase 

Alışılagelmişin dışında bir büyüklüğe sahip olan ay fazı göstergesi ile markanın iddialı olduğu bir başka model “C1 Moonphase”. Saate ilk baktığına göze çarpan şey “aventurin” kadranı ile mükemmel uyumlu ve oldukça büyük ay göstergesi. 37mm ve 40 mmlik iki kasa boyutu seçeneğiyle gelen saatin aventurin kadranı, adeta gece gökyüzü manzarası gibi kadranda yarattığı his ile bileğinizde ufak bir gece manzarası taşıdığınızı hissediyorsunuz. 3D bir efekte sahip olan ay göstergesi kadranda büyük bir yer kaplamakta ve çoğu moonphase komplikasyonlarının aksine günde bir defa dönmek yerine saate bağlı çarklar sayesinde akıcı bir dönüş yapmakta.  

CW C1 Moonphase

Bu ay göstergeleri, seramik ve Super-LumiNova karışımı bir malzeme olan Globolight XP adında patentli bir malzemeden yapılmıştır. Basitçe boyanmış bir disk yerine güzelce boyanmış dokulu bir yapı sunuyor. 

Modelde mekanizma olarak Calibre JJ04 bulunmakta. Bu mekanizmanın temeli Sellita SW220-1. Normalde Sellita 220-1, yalnızca gün ve tarih göstergesine sahip bir modelken CW mühendisliği burada devreye girmiş. Tarih çarkını mekanizmadan kaldırıp onun yerine devasa ay diskini döndürmek için dört ek çark eklenmiş ve ayar için iki çark daha eklenmiştir. Safir arka kapağı sayesinde CW imzalı çift bayrak logosunun bulunduğu rotor ve mekanizmanın bir kısmını görme şansı buluyoruz. Mekanizma ve saat lie ilgili bir diğer büyük iddia ise 128 yıllık ay fazı göstergesi doğruluğu. Marka, 128 yıl boyunca saatin kurulu bir şekilde kullanımı durumunda, ay fazı göstergesinin yalnızca bir günlük hata payına sahip olduğunu söylemekte. Bu şahane model de markanın diğer iddialı modelleri gibi GPHG adayları arasında gösterildi. 2023 yılının “Challange” kategorisinde aday gösterilen saat her ne kadar ödülü kazanamamış olsa dahi adaylıkla bile büyük bir başarıya imza attı. Tabii ki yazının en başından beri değindimiz ve markanın en fazla dikkat ettiği kısımlardan biri olan fiyat, bu modelde de dikkat çekici derecede uygun tutulmuş. Ortalama 2500 dolarlık fiyatı ile daha yüksek fiyatlı modellere kafa tutuyor.

C1 Jump Hour Mk V

Markanın 2015 tanıtmış olduğu Jump Hour modelinin yeniden yorumlanması olarak karşımıza çıkan bu en yeni model oldukça iddialı. Marka, çoğunlukla “geleneksel” olarak tanımlayabileceğimiz komplikasyonlara kendi tasarım dillerine uygun detaylar ekleyerek onları özel kılmak konusunda başarılı. Bu modelde de yelkovan tasarımına farklı bir dokunul yaparak “dirsekli” safir bir yelkovan eklemişler. Bu fütüristik kadrana bakıldığını ilk dikkat çeken nokta bu yelkovan oluyor ve merkezden düz uzanan bir kol yerine yukarı doğru eğimlenen ve eğim kazandığı noktada şeffaf “safir” bir yelkovan olarak devam ediyor. Ayrıca yelkovanın safir kısmında luminova bir kısım bulunuyor karanlıkta şahane bir görsel sunuyor. Saat 12 yönünde bulunan saat göstergesi ve bu şeffaf dirsekli yelkovan tasarımı sayesinde kadranın işleme detaylarını oldukça net gördüğümüzü söyleyebilirim. 

CW C1 Jump Hour Mk V

Saate can veren mekanizma ise marka için oldukça önemli bir yere sahip olan Calibre JJ01. Markanın üretmiş olduğu ilk in-house mekanizma olma özelliği taşımasının yanı sıra “yüksek saatçilik dünyasına ilk adımları” olarak da kabul edilebilir. Sellita SW200-1 mekanizmasının üzerine inşa edilen bu mekanizma 4Hz frekansta çalışmakta ve 38-42 saatlik güç rezervi sunmakta.

İngiliz tasarımı ile isviçre üretiminin harika bir harmanı olan Christopher Ward, saat dünyasında şimdiden yerine bulmuş ve uzun yıllar bizlerle olacak bir marka gibi görünüyor. Gerek “CW Twelve” modeliyle yakaladıkları entegre bilezikli spor saat furyası, gerek uygun fiyata sunmuş oldukları üst seviye komplikasyonları ile marka, kuruluş aşamasında koydukları hedeflere hala uymakta. GPHG gibi büyük organizasyonlar tarafından verilecek bir çok ödüle aday olup kazanabilecek potansiyeli olduğunu bize gösteren markanın, ilerleyen yıllarda da aynı başarıya sürdürmesini umuyoruz. 

Tahir Doğan

Tahir Doğan

Yedi yıldır teknoloji ve sanat alanında içerik üreticiliği yapıyorum. Son üç yıldır ise çocukluğumdan beri içimdeki en büyük tutku olan saatlerle ilgili içerikler üretiyorum. Şimdi ise bu içeriklerle Bersenti'deyim.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.


Bu Yazıları Kaçırma

Hamilton ve Film Dünyasındaki Hikayesi

Bir sinema filmi izlerken dikkat ettiğimiz şey bizi içine ne

Reverso Tribute Monoface Small Seconds!

WW 25’in diğer bir en sevilen ve bence muhteşem saati