Svend Andersen

Geçtiğimiz günlerde İstanbul 2025 yılının GPHG finalistlerinin sergilendiği harika bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Etkinlikten detayları paylaştığımız yazımıza buradan göz atabilirsiniz. Konumuzla alakası ne mi? Bugün sizlere GPHG’nin kurucu ortağı, bağımsız saatçiliğin öncülerinden Svend Andersen’i, Andersen Genève‘yi ve o finalist saatlerden biri olan Communication 45‘i anlatacağım.

Svend Andersen ve Andersen Genève’in Hikayesi

Andersen Genève’in kurucusu Svend Andersen, 1942 yılında Danimarka’da dünyaya geldi. Danish Watchmaker School (Danimarka Saat Ustası Okulu)’ndan mezun olan ve dört yıl boyunca saat ustası çıraklığı yapan Svend, dünyanın en iyi saatlerinin nasıl yapıldığını görmek için 1963 yılında İsviçre’ye gidiyor.

Başlarda Gübelin Lucerne’in satış sonrası hizmetlerinde çalışıyor. Sonrasında 1965 yılında Gübelin Geneva’ya geçiyor ve farklı dillere hakimiyeti sebebiyle artık mağaza hizmetlerinden de sorumlu oluyor. Aradan dört yıl daha geçtikten sonra Svend, hobi amaçlı olarak ilk ‘şişe saatini’ yapıyor ve bu ilginç saat Montres et Bijou fuarında sergileniyor. Saat o kadar ilgi çekiyor ki, basında kendisinden ‘imkânsızın saat ustası’ olarak bahsediliyor.

Svend Andersen ve İlk Şişe Saat

1969 onun için bir dönüm noktası oluyor. Patek Philippe, Svend’in işleriyle ilgileniyor ve ‘Senin gibi saat ustalarına ihtiyacımız var, bizimle çalışmayı düşünmez misin?’ diyerek onu Atelier des grandes complications yani büyük komplikasyonlar (tourbillon, minute repeater ve perpetual calendar gibi karmaşık komplikasyonlar) atölyesine katıyorlar. Svend Andersen Patek Philippe bünyesinde dokuz yıl boyunca çalışıyor. Bu süreçte kendini geliştirmeye devam ediyor ve ciddi bir deneyim kazanıyor.

70’li yılların sonu geldiğinde kendi atölyesini kurmaya karar veriyor ve 1980 yılında Andersen Genève doğuyor. Svend bağımsız saatçilik alanındaki kariyerine İtalyan koleksiyonerler için cep saati kasası üreterek başlıyor. Koleksiyoner müşterileri onun yaptığı işlerden gerçekten memnun kalıyorlar ve artık pièce unique, yani sadece kendilerine özel kol saatleri talep etmeye başlıyorlar. O noktadan sonra artık kol saati ve özellikle kadranlar tasarlamaya başlıyor. Svend, saatlerde minyatür resim sanatının kendileri tarafından kullanılmaya başlandığını söylüyor. Bir yandan müşterilerin komplikasyon talepleri de oluyordu. Marka o zamanlardan beri world time, annual calendar, perpetual calendar ve jumping hour calendar gibi komplike saatler üretmeye devam ediyor.

Svend Andersen sadece müşterileri tarafından değil, meslektaşları tarafından da takdir gören birisi. Kendisi 1985 yılında bağımsız saat ustalarını ve markalarını temsil eden en prestijli kuruluş olan AHCI (Académie Horlogère des Créateurs Indépendants)’nin ortak kurucularından biri oldu.

AHCI’nin kurucuları Vincent Calabrese ve Svend Andersen

Svend 1989 yılında o tarihe kadar üretilmiş en küçük takvimli saati yaparak Guinness rekorlar kitabına girdi. Bundan beş yıl sonra ise tarihin üretilmiş en ince mekanik world time saatini yaparak ödül kazandı. Bu ödüllerin yanında markanın kıymetini, Franck Muller, Felix Baumgartner (Urwerk’in ortak kurucusu), Sébastien Billières (Genus’un ortak kurucusu) gibi saat ustalarını bünyesinde eğitmesiyle de anlayabiliyoruz.

Şu anda biri Quai du Seujet, Cenevre’de biri de La Chaux-de-Fonds’da bulunan iki atölye ve iki küçük ekip ile faaliyetine devam eden marka her yıl 50’yi aşmayan sayıda saat üretiyor. 1980 yılından bugüne kadar 1400’ü geçmeyen sayıda saatin üretildiğini söylüyorlar. Bunların 100’den fazlası ise seçkin koleksiyonerler için özel olarak üretilmiş pièce unique saatlerden oluşuyor.

Communication 45

Gelelim 2025 GPHG iconic kategorisi finalistlerinden biri olan Communication 45 modeline. Andersen Genève’nin 45. yılını kutlamak için üretilen bu saat, marka ile özdeşleşen world time komplikasyonuna sahip. Gündüz/gece göstergesi ile beraber 24 saati gösteren, hareket edebilen bir halkaya ve ayarlanabilir şehir halkasına sahip saat ile 24 farklı zaman dilimini aynı anda takip etmek mümkün. Yerel saat ise kılıç şeklindeki, içi boş ve fırçalı yüzeye sahip sarı altın kollarla takip ediliyor. Okunurluk düşse bile kolların içinin boş olması oldukça mantıklı. Böylece kollar kadrandaki sanatı kapamadan veya gölgelemeden kadranın keyifini çıkarmanıza izin veriyor.

45. yıl özel olduğu için de sadece 45 adet üretilecek olan saat, ilk bakışta kadranında rastgele bir desen barındırıyormuş gibi dursa da, aslında bir harita içeriyor. Detaylarına birazdan geçeceğim. Kadranın Avrupa, Asya ve Amerika haritalarını içeren üç farklı versiyonu bulunacak ve her birinden 15 adet üretilecek.

Saatin kasası 3N sarı altın malzemeden yapılmış ve kasa çapı 38mm. Üç parçalı bir yapıya sahip kasada teardrop (gözyaşı) ve cornes de vache karışımı, oldukça estetik boynuzlar bulunuyor. Bu zarif boynuzlar, geçtiğimiz Mart ayında hayatını kaybeden ve Svend’in yakın arkadaşı olan ünlü zanaatkar Jean-Pierre Hagmann’ın 1990 yılında kasasını yaptığı Communication modelinde bulunan boynuzlardan esinlenilerek yapılmış.

Bu kasa, La Chaux-de-Fonds’da bulunan atölyede, in-house ve CNC kullanılmadan, geleneksel yöntemlerle yapılıyor. Pek sık gördüğümüz bir durum değil. Kasalar konusunda ustalaşmış 83 yaşındaki Marco Poluzzi ise Andersen Geneve’nin bu konudaki en büyük silahı. Saatin en güçlü yanlarından biri onun dokunuşu ile oluşuyor. El ile cilalanmış kasanın iki yanında da kasaya gömülü tepeler bulunuyor. Bu simetri açısından pozitif bir durum, ancak saati ayarlamak istediğinizde biraz zahmet verebilir. Saat 9 konumunda bulunan ve 45. yıl özel logosu içeren tepe şehir halkasını ayarlamak için kullanılıyor. Saat 3 konumunda bulunan ve Andersen Geneve’nin A amblemine sahip tepe ise saati ayarlamak ve kurmak için kullanılıyor.

3N sarı altın nedir?

Bir altın alaşımıdır. Altın, gümüş ve bakırın özel oranıyla özel bir sarı renk elde edilir. 3N ise renk kodu gibidir, özel bir tonu belli eder.

Gelelim kadrana. En dış tarafta bizleri, içinde İstanbul’un da bulunduğu bir şehir halkası karşılıyor. Kirli beyaz ve altın rengini andıran bu alan güzel bir taban oluşturuyor. Bir iç kısımda ise 24 saat halkasını görüyoruz. Kadranın merkezinde ise işler biraz hareketleniyor. Andersen Geneve’nin imza dokunuşlarından olan 21 ayar BlueGold alaşımından yapılmış kadran bizi karşılıyor. Bu malzeme özel bir ısıl işlemden geçirilerek çeşitli renklere ve kalıcı bir parlaklığa kavuşuyor. Andersen Geneve bu teknikte oldukça ustalaşmış bir marka. Başka modellerinde gördüğümüz mavi, mor, pembe renklerinin dışında ilk defa nefis bir görüntü sunan konyak tonları yakalanmış. Bunun üstüne markanın imzalarından olan ve başka markalarda sık rastlanmayan dalga formlu bir tapisserie oyması gelince enfes bir görüntü ortaya çıkmış gerçekten. Harita kısmında ise bu parlak tapisserie desenine sahip alanlar denizleri, saf altın olan alanlar ise kara parçalarını temsil ediyor. Bu haritaların özel olarak geliştirilen bir kakma yöntemiyle yapıldığı söyleniyor.

Mekanizma kısmında ise Andersen Geneve new-old-stock olarak adlandırılan vintage bir mekanizmadan, yani aslında bir ebauche‘den faydalanıyor. Bilmeyenler için, Ebauche’nin ne olduğunu Voutilainen yazısında açıklamıştım. Bu ebauche’yi ince ve güvenilir olması sebebiyle seçiyorlar ve kendi bünyelerinde yeniden işleyip, montajını ve bitişlerini yapıp mekanizmaya hayat veriyorlar. Bu saatte kullanılan ebauche ise uzun zamandır faaliyette olmayan A.Schild şirketi tarafından üretilmiş AS-1895 modeli. Mekanizma 40 saatlik güç rezervine ve 21,600 vph değerine sahip. World time komplikasyonu ise Svend’in 1980’lerden beri geliştirdiği world time modülünün mekanizmaya entegre edilmesiyle ortaya çıkıyor. Kadranda olduğu gibi rotor da konyak tonlarında BlueGold’dan yapılmış ve dalga formlu bir tapisserie işçiliğine sahip. Bu da açık kasa arkasında hoş bir görüntü olduğu anlamına geliyor. Yine de CHF49.800 (vergiler hariç) fiyat etiketine sahip bir saatin, bu seviyede in-house bir mekanizma kullanmasını bekleyebilirsiniz. Özellikle mekanizma konusunda hassas biriyseniz, bu durum canınızı sıkabilir.

Saatte 30 metre su geçirmezlik ve kubbeli safir kristal cam bulunuyor. Kalınlığı ise ön ve arkadaki camlar hariç 8,97mm. Sarı altın toka ve koyu kahverengi deri bir kayış saatin son tamamlayıcıları olarak harika bir bütünlük sağlıyorlar. Saat tek bir taraftan değil, her açıdan ve bir bütün olarak estetik durmayı başarıyor. Bakalım kategorisinde ödül almayı başarabilecek mi? Hep beraber göreceğiz.

Umuyorum sizlere Svend Andersen, Andersen Genève ve Communication 45 modeli hakkında yeni bilgiler katabilmişimdir. Bir sonraki Andersen Genève yazısında belki diğer modelleri de konuşuruz. Sizlerin de marka veya Communication 45 hakkında yorumlarınız varsa aşağıya yazabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Atahan Erer

Atahan Erer

Atahan, otomotiv mühendisi ve test sürücüsü. Saatler ve otomobiller onun için yalnızca ilgi alanı değil, duyguların mühendislikle birleştiği iki ayrı tutku. Şimdi ise bu tutkuyu paylaşmak için Bersenti’de editörlük yapıyor.

Bir yanıt yaz

Your email address will not be published.


Bu Yazıları Kaçırma

F.P. Journe

Zanaatkârın Vizyonu: François-Paul Journe(F.P. Journe)’nin Doğuşu

F.P. Journe markasının kalbinde, markayla aynı adı taşıyan saat ustası

1969 Yılında Ay’a İlk Adım Atan Neil Armstrong’un Saati

1969 yılında Ay’a ilk basan Neil Armstrong’un saatini takmak ister